Morali bozuk arkadaşlarıma önerim, Lütfen ziyaret edin!

>>>Son gunlerde kendinizi kotu mu hissediyorsunuz ???
>>Lutfen asagidaki adresi tiklayin ve isminizi buyuk harflerle
>>yazin..
>>< http://bygezgin.free.fr/eylence/yag.htm>
Reklamlar

Çok ilginç bir test.. Deneyin!

Asagidaki adrese tiklayin ve 3 asamali hafiza testini uygulayin.
 1. ilk  Asamada 12 kisinin fotografi gelecek dikatle bakin…
 2. ikinci  asamada baska 12 kisinin resmini goreceksiniz
 3. ücüncü asamada 48 kisi gelecek. Ancak bu 48 kisinin içinde daha önce gördügünüz ilk iki asamada gordügünüz insanlarin da fotograflari var.
 Sizden istenen bu fotograflar
Birinci Asamaya mi ait?
Ikinci Asamaya mi ait?
Yoksa daha once gormediniz mi?
Bir deneyin bakalim…

Einstein’nin Bulmacası

 EINSTEIN BULMACASI

ACABA DÜNYADA ZEKİ OLAN %2 İNSANDAN BİRİSİ MİSİNİZ.
BU SORUDA HİÇBİR ŞAŞIRTMACA YOKTUR. TAMAMEN MANTIĞA DAYALIDIR.
MANTIKLI BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜME ULAŞILABİLİR BOL ŞANSLAR

1- 5 TANE EV VAR HEPSİ AYRI RENK
2- HER EVDE OTURANIN AYRI BİR UYRUĞU VAR
3- HEPSİ DE AYRI İÇECEK İÇİYOR,AYRI BİR HAYVAN BESLİYOR VE AYRI BİR
MARKA SİGARA İÇİYOR.
4- BU 5 İNSANIN HİÇBİRİ ÖBÜRÜNÜN YAPTIĞINI YAPMIYOR.YANİ SİGARASI
AYRI, İÇECEĞİ AYRI, BESLEDİĞİ HAYVAN AYRI VE EVİ AYRI.

SORU : BALIK KİME AİT ?

AÇIKLAMALAR:

——————-
1- İNGİLİZ KIRMIZI EVDE OTURUYOR.
2- İSVEÇLİNİN KÖPEĞİ VAR.
3- DANİMARKALI ÇAY İÇİYOR.
4- YEŞİL EV TAM BEYAZ EVİN SOLUNDA DURUYOR.
5- YEŞİL EVİN SAHİBİ KAHVE İÇMEYİ SEVİYOR.
6- PALMALL SİGARASI İÇENİN BİR KUŞU VAR.
7- ORTADAKİ EVDE OTURAN SÜT İÇMEYİ SEVİYOR.
8- SARI EVDE OTURAN DUNHILL SİGARASI İÇİYOR.
9- NORVEÇLİ BİRİNCİ EVDE OTURUYOR.
10- MARLBORO İÇEN KEDİSİ OLANIN YANINDAKİ EVDE OTURUYOR.
11- ATI OLAN İNSAN, DUNHILL SİGARASI İÇENİN YANINDAKİ EVDE OTURUYOR.
12- WINFIELD SİGARASI İÇEN, BİRAYI SEVİYOR.
13- MAVİ EVİN YANINDA NORVEÇLİ OTURUYOR.
14- ALMAN ROTHMANS SİGARASI İÇİYOR.
15- MARLBORO İÇENİN KOMŞUSU SADECE SU İÇİYOR.
EINSTEIN BUNU SON YÜZYILDA YAZMIŞTIR VE İDDİA ETMİŞTİR Kİ; DÜNYA
İNSANLARININ %98 İ BUNU ÇÖZEMEZ.

Mart sabahları bu kadar iğrenç oluyormuydu?

Uzun zaman önce yolculuklara çıkmak, yağmurlu havalarda yürümek, kasvetli günleri bekleyip içinden anlamlı bir şeyler çıkarmak için uğraşırdım. Şimdi aylardan Mart ve aynı puslu aynı kasvetli ve yağmurlu bir gün var önümde. Sanırım ben eski ben değilim artık, çünkü nefret ediyorum artık bu havalardan. Hep ilkbahar sabahlarına uyanmak hep yaylalarda ki ayaz gecelere uyumak istiyorum. Bu konuda hemen aklıma Antalya geliyor çünkü neminden ve insanından nefret bile ediyor olsam en azından bütün bir kışı ilkbahar gibi yaşıyordum. Güzel memleket vesselam. Geceleri de güzel di gündüzleri de. Kısmet olursa polümcü kardeşimi de askerden sonra bir müddet oraya göndermek istiyorum. Yoksa gözlerim açık gideceğim. ""GÖkhanım sen bir tanesin. Bir abinin sahip olabileceği en iyi kardeş, bir anne ve babanın sahip olabileceği en güzel evlatsın. Ve tabiki bir kızın sahip olabilceği en mükemmel sevgilisin. Seni alan kız bu dünyada ki en mutlu kız olacak eminim. "Ulan reklamını da yaptık arada, kadir kıymet bilmez şerefsiz.  "
 
Tek dileğim ve arzum aynı düşünceleri paylaştığım diğer kardeşlerim gibi ileride çok ama çok mutlu olmanız. Yaşamın içinde farklı farklı bir çok insan tanıdım. Küçük büyük, erkek-kız, Kürt, laz, egeli, muhacir, çerkez, Almanya gurbetcisi, göçmen, ermeni, ve daha diğerleri ama sizlerin eşini bulamadım içlerinde. Her aile içerisinde olduğu gibi sizlerde benim için çok değerlisiniz.""  
 
Bugün elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışsam da kardeşlerim için bazen daha iyisini de yapabilirdim diye düşünüyorum. Artık eşşek değiller ya yapsınlar kendileri ileride. Ama ilginç tabi bu hisleri taşımak. Hemen hemen her ailenin içinde vardır ‘benim evlatlarım bir tane, kimseyle kıyas etmem’ derler ya bunu anlamakta çok zorlanıyorum. Yani hepimiz iyi çocuklarsak hepimizin annemizin babamızın bir tanecik evlatlarıysak peki kim öldürüyor dışarıda insanları, kim sığ köşelerde tecavüz ediyor kardeşlerimize kim kapkaç yaparken arabasıyla eziyor ablalarımızı, annelerimizi.. Benim param neden çalınıyor yanımdaki komşumuzun evi neden soyuluyor. Ve yaşamın içindeki bunlara benzer diğer dehşet anları. Ben bunu anlamıyorum. Hep bunu düşündüğümde aynı anlamlı sonuca varıyorum. Çocuk yetiştirmek bir sanattır. Hemde en büyük sanat. Bence bu konuda her anne baba eğitilmeli, çocuk dünyaya getirmeden eğitimden geçirilmelidir. Hayır çok ciddiyim. Bir heykeltraşı örnek almak gerekirse sadece kaya parçasının yüzüne bir anlam verebilmek için günlerce belki aylarca çalışıyor. Ama insanın o doğal ve anlık mimiklerini hangi eserde bulubilirsiniz ki. Ben kendimi bildim bileli bir Monalisa ifadesi çılgınlığı konuşulur. Tamam gizemli bir gülüş resm edilmiştir ama hangi sanat insanı size bire bir yaşatabilir. Geçmiş te bir nebze olsun insanların birbiri ile diyolog kurabileceği bir yaşam tarzı vardı ama şimdi imkansız bu. İnsanlar karşı karşıya geldiklerinde ne konuşacaklarını bilemez duruma geldiler. Okumak bir yana, haberlerde ve sohbet programlarında konuşulan fikirleri savunmaktan başka bildikleri hiç bir şey yok. Fikir üretemez hale getirildiler.
İnsan bu dünyanın en akıllı ve güzel varlığıdır. Bu dünde böyleydi bugünde yarın da böyle olacak. Bir erkek olduğum için karşı cinsimin değerine değinmeden geçmek istemiyorum. Çok seviyorum yalan yok. Bence Allahın biz erkeklere en güzel ve en değerli lütfudur kadınlar. Yeri gelir kız arkadaşımız, sevgilimiz yeri gelir eşimiz hayat arkadaşımız ve tabiki annemiz olurlar..
Kısaca ben insan üstüne tanımam. EN BÜYÜK SANAT İNSAN dır.  Bugün fazla uzattım galiba. Birikmiş kardeşim içimizde yangınlar yanmış demekki. Cümlelerimin sonuna gelir ve veda ederken Emirdağlı ya selam eder bil mukabele öperim.

Uzun zaman oldu..

Ne zamandır günlüğe bir şeyler karalamamışım. İçim hasretle dolmuş yahu. Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe-Galatasaray maçını izledim tabi ki Gs li olarak. Nasıl desem içimde ne kadar pislik varsa boşalttım. İnsan çok rahatlıyor bağırınca. Bütün takımların taraftarlarına sesleniyorum mutlaka takımınızın stadında maç izlemeye gidin ve bağırın. Gerçi bu yıl Gs nin canlı olarak izlediğim iki maçı oldu ve her ikisinde de yenildik. 🙂 Kısmet.
 
Yaşamın kıyısına demir atmış gibi hissettiğim son iki ayı geride bıraktıntan sonra şunu söyleyebilirim. Bazen durmak koşmaktan daha güzel olabiliyor. Hani biraz dinginlik falan güzel oluyor.
 
SEVDİĞİNİ ALAMAYINCA,
İNSAN EVLENDİM DEMEMELİ.        
Dün akşam gözüm bir ara "Şoray Uzun Yolda" programına takıldı. Programa konuk olan yaşlı teyzelerden birinin söylediği maninin son mısraları yukarıdaki sözler. Hani söze mi takılsam yoksa oradaki teyzelerin yaşanmışlığına mı takılsam kararsız kaldım. Kimi zaman yaşamı olduğu gibi kabul edip mutlu olurken kimi zaman olmak istediğim yerde olmak istediğim insanlarlamıyım diye takılıyorum. Çokta üzerinde durmamak gerekir.
 
Birilerine ne kadar dürüst ve ne kadar samimi olduğunuzu göstermenin ne kadar zor olduğunun farkındamısınız. Ben nedense bu durumu yaşamım boyunca çok yaşadım. Hayır sen gidelim dediğinde yanında ki bir arkadaşının bunun altında ne var demesi gibi birini çok severken üzmemeye çabalamanın da çok yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini biliyorum artık. Çok sevdiğim bir arkadaşımı kırmamak için çabalarken neredeyse kaybediyordum. Bilmiyorum belki de kaybetmişimdir. Kısmet…
Seni seviyorum Emirdağlı. Kendine iyi bak.
 

10 yıl yaşayan Kertenkele

Esasına bakarsanız mail adreslerimize yüzlerce belki binlerce hikaye, fıkra, şiir ve yaşanmış olay mailleri gelir. Ki,mi zaman bunlar resim kimi zaman da yazı olarak gelir ben pek fazla okumam ama nadiren arada sıra çok sevdiğim arkadaşlarımdan tek tük geldiyse okumaya gayret ederim. İşte aşağıda Marmaris teki canım arkadaşım Yusuf ‘un gönderdiği bir yaşanmış olay var. Çok hoşuma gitti sizlerle paylaşmak istedim. Belki sayfalar dolusu yazı bile yazılabilecek bu konu hakkında bir şeyler karalamak isterim.

 
10 yıl yaşayan Kertenkele
 
>Aşağıdaki hikaye Japonya’da yaşanmış gerçek bir olaydır. Evini yeniden
>dekore ettirmek isteyen Japon ,bunun için bir duvarı yıkar. Japon
>evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk
>bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı
>için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kotu
>hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış
>çiviyi görünce. Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken
>çakılmıştı. Nasıl olmuştu da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan
>10 yıl boyunca yaşamayı başarmıştı? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç
>kıpırdamadan 10 yıl boyunca yasamak çok zor olmalıydı.
>Sonra bu kertenkelenin 10 yıldır hiç kıpırdamadan nasıl yaşadığını düşündü.
>Ayağı çivilenmişti!! Böylece çalışmayı bırakır ve
>kertenkeleyi izlemeye başlar, ne yiyor acaba? Sonra nereden çıktığını fark
>edemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle…
>İnanılmaz!!! Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı
>çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından
>beslenmekteydi…
>……