Referans Mizanı

“Yazmak
için, yazıyor olmak için harcanan onca emekten sonra her şeyin sadece aldığın bir nefesi yorumlamak için olduğunu fark ettiğinde bir tuhaf hissediyorsun.
Anlamını bilmediğin hatta bilsen bile hiç kullanmadığın kelimelerden cümleler kurma çabası komik geliyor daha bir tuhaf oluyorsun.”

İşte verilen bir
nefes.

Bugün Gebze’ de yeni işe başlayan arkadaşıma yardım için üçüncü günümü harcadım. Ne kadar faydalı olduğumu bilemiyorum ama yanında olarak bile kendini güvende hissetmesinden mutluyum. Çağdaş ve feminist hemcinslerine her ne
kadar saygı duysam da arkadaşımın bana ihtiyaç duyduğunu söylemesi beni mutlu etti. Kendi işimi kurmak üzerine gelişen düşüncelerimin ve geleceğe dair umutlarımın güçlenmesine, yeşermesine daha bir inanır oldum.

Bazen birine gösterilen yardım çabası insanın kendisine daha büyük bir yardım olarak geri dönüyor. Yaşamımın hiç bir döneminde yardım et yardım bul karmasına inanmadım ama etrafımdakilere yardımcı olmaktan da kendimi hiç alıkoyamadım.
Belki annemin, anneannemin ya da diğer akrabalarımın söylemlerinden yola çıkarak hep efendi olan, büyüyünce de büyük adam olacak çocuk olduğum için böyleyim belki. İçten içe her geçen gün daha bir hırslı oluyorum ama hırslarımın kurbanı olup bencilce davranmayacak kadar da tevazu göstere bildiğime inanıyorum. Genelde insanların kendileri hakkında bu tarz yorumlarını okumaktan sıkılırım ve çokta samimiyetsiz bulurum. Bu da diğer bir gerçek ama bugün nefesimi yazmak istedim. O yüzden saçmalayıp anlamsızlaşsam bile yazmak istiyorum.

Son günler de
etrafındakilere iyilikler, geleceğe dair umutlar sunan bir kişiliğe büründüm.

Bugünlerde aşk üzerine yazdığım kısa kısa onca yazıdan ve cümleden sonra yaşama dair de hoş hislerimi yazıya dökmek istiyorum. En kısa zamanda bunu yapacağım sanırım. Eskiden ağabeyime çok kızardım. Etrafındaki herkese benden
yada başkalarından duyduklarını öyle olduğu gibi anlatıp, sanki kendi yaşamış kendi okumuş yada görmüş gibi anlatmasına tahammül edemezdim. Her ne kadar ben yaşama dair düşüncelerimi kendi hislerime dayanarak ifade etsem de bugünlerde etrafımdakilere hep aynı şeyleri söylüyormuş hissine kapıldım. İçim bir tuhaf oluyor üzülüyorum sanki rol yapıyormuşum gibi geliyor. Yok yok ben kesinlikle bahar çocuğuyum. Bunu tekrar anlıyorum şimdi.

Ama şimdi yine uykum geldi.
Yorulmuşum.
Kafamın içinde hala referans mizanı dolaşıyor… Hoş, çok komik ben bu başlığı bir yerlerde görsem muhakkak okumak isterim. Ama ne bilsinler ki bugün aşk üzerine, geçip giden sevgililerin bir dokunuşuna saatlerce dil döken kişi öylece içinden geldiği gibi parça parça bunları yazmış.

En iyisi elimden geldiğince gurmelik yapıp yazımı okuyanlara bir faydam dokunsun. Hemen buracıkta yazıyorum şimdi.. Gebze’ ye giderken Arçelik fabrikasını geçince sağda Bp benzin istasyonu var onun arkasında hoş bir pastahane var. Yaklaşık olarak 12,5 yıl önce Gebze’de bilgisayar firmasında çalışırken keşfetmiştim. Çok kallavi bir mekan değil ama gidildiğinde de öyle insanı rahatsız edecek bir mekan hiç değil. Denenmesi gereken çok güzel ürünleri var. Her yerde bulamayacağız leziz poğaçaları ve börekleri var. Her ne kadar ben denememiş olsam güzel pasta ve kek çeşitleri de mevcut. İstanbul’dan çıkıp tatile arabalı vapur keyfi yaparak gidenler muhakkak uğrayıp bir şeyler tatmalı.
Belki yazın ağır gelir diye düşünebilirsiniz o zaman da kışın Uludağ’a kayağa giden arkadaşlarımızın uğramasını tavsiye ederim. “Selin sen mutlaka gitmeli, döndüğünde de Fulya ve Eray’ a anlatmalısın. Hani Uludağ’da içtiğin sıcak şarabı bana anlattığın gibi.🙂 ”

Hani tatil dönüşü çok bildik bir mekan olsa da Tuzla’ ya şöyle bir uğrayıp Filizler Köfte’ de şöyle afiyetle bir köfte yeyip üzerine Beko’nun çift cezveli kahve makinesinde yapılan Kurukahveci Mehmet Efendi’ nin kahvelerinden iki fincan içmeli insan. Tamam köfteleri afiyetle yenilmeyebilir ama mekanın yıllardır gidiyor olmama karşın hoş bir sıcaklığı
var. Ayrıca daha önce gittiğim için söyleyebilirim Tuzla’ da köfte yenmek istiyorsa Esentepe Köftecisi tercih edilmeli..
Unutmadan Filizler Köfte’ de kahveyi orta şekerli söyleyin, şekerli olunca hakikaten şekerli oluyor. Öptüğüm
en güzel dudaklara taş çıkarırcasına hem de.

Anlaşılan bu gidişle gün geçtikçe kendim yol üstü lezzet durağı olacağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s