Microsoft Live Hotmail için Outlook Ayarları

Microsoft Hotmail için POP3 desteğini hizmete  sundu. Daha önce sadece ücretli hesaplara ve bazı ülkelere sunulan bu hizmet, artık tüm dünyaya açılmış durumda.
Windows Live Hotmail hesabınızı Outlook 2007 de kullanmak için aşağıdaki ayarları adım adım uygulayın. Ayarlar test edilmiştir.
1. Outlook’u açın. Ayarlar menüsünden hesap ayarlarına tıklayın. “Hesap Ayarları” penceresi açılacaktır.
2. Yeni butonuna tıklayarak “Yeni E-posta Hesabı Ekle” penceresinin açılmasını sağayın ve “Microsoft Exchange, POP3, IMAP ve HTTP” seçeneğini seçin ve ileri butonuna tıklayın.
3. “Sunucu ayarlarını veya ek sunucu türlerini el ile yapılandır” seçeneğini seçin ve ileri butonuna tıklayın.
4. “Internet E-Posta” seçeneğini seçip ileri butonuna tıklayın.
5. Ekrandaki girişleri eksiksik doldurun. Girişler aşağıdaki gibi doldurulmalıdır.

a. Adınız: Adınız ve soyadınız ( Bu alan mail gönderdiğinizde gönderdiğiniz kişinin mail kutusunda kimden kısmında yazacak olan bilgidir.)
b. E-Posta Adresi: adınızsoyadınız@hotmail.com veya adınızsoyadınız@windowslive.com (Buraya Windows Live Hotmail adresinizi yazmalısınız.)
c. Hesap Türü: POP3
d. Gelen Posta Sunucusu: pop3.live.com
e. Giden Posta Sunucusu(SMTP): smtp.live.com
f. Kullanıcı Adı: adınızsoyadınız@hotmail.com veya adınızsoyadınız@windowslive.com
g. Parola: Mail şifresiniz.
h. Parolamı Anımsa: işaretleyin. İşaretlemezseniz her Outlook açıldığında size parola soracaktır.
i. Güvenli Parola kimlik doğrılaması (SPA) kullanarak durum açılsın: işaretleyin.

6. Bilgileri eksiksiz girdikten sonra “Diğer Ayarlar” butonuna tıklayın. “Internet E-Psota Ayarları” penceresi açılacaktır.
7. Giden sunucu sekmesinden “Giden sunucum (SMTP) için kimlik doğrulaması gerekiyor” seçeneğini seçin. Hemen altındaki “Gelen posta sunucum ile aynı ad ayarlarını kullan” seçeneğini seçin.
8. “Gelişmiş” sekmesinden “Gelen sunucusu(POP3) portu olarak 995 girin. “Bu sunucu şifreli bir bağlantı (SSL) gerektirir” seçeniğini seçin. “Giden sunucu (SMTP) portu olarak 587 girin. “Aşağıdaki şifreli bağlantı türünü kullan:” seçeği için TLS seçin ve Tamam butonuna tıklayın.
9. Hesap ayarlarını sına butonuna tıkladığımızda sınama başarıyla tamamlanacaktır.
10. İleri butonuna tıklayıp sonraki pencereden son butonuna tıklayarak ayarlarımızı bitirmiş olacağız.
11. Güle güle kullanın.

KİM JAPON OLMAK İSTEMEZ Kİ?

Biraz Japon ol, Japon!

Dünyanın en büyük felaketlerinden birini yaşayan Japonya’da insanlar, dünyaya “insanlık dersi” veriyorlar.

*Bir markette sadece 10 adet su kalmış, içerde üç müşteri var. Sadece üç şişe su alıp çıkıyorlar. Başkalarına da kalsın! Market sahibi de sulara “felaket zammı” yapmayıp, aynı fiyattan satıyor.

*Tsunami nedeniyle sular altında kalan bir bölgede insanlar sıraya girmiş, tahliye botunu bekliyorlar. Tekne geliyor, kargaşa yaşanmıyor, insanlar sırayla biniyorlar. Kapasitesi dolan tekne hareket ediyor, diğerleri sırada öteki seferi beklemeye başlıyorlar. Belki öteki tekne gelemeyebilir! Bu düşünceyle “ben kendimi kurtarayım” diye can havliyle tekneye binmeye çalışarak,tekneyi tümden batıran kimse olmuyor!

*Bir süper markette elektrikler kesildiği için kasa çalışmayınca, müşteriler aldıkları malları götürüp raflara yerleştiriyorlar!

Yazıyı bağlamak için şimdi bir Türkiye örneği gerekiyor. Cengiz Semercioğlu Hürriyet’te yazdı: Acıbadem Maslak’ta İbrahim Tatlıses’ten sonra ziyaretçi akını olunca otopark ücretleri 5 liradan, 10 liraya çıktı!

İbrahim Tatlıses’in tedavisiyle büyük bir “reyting” yakalayan sağlık kuruluşu belli ki bununla yetinmiyor: Hazır fırsat çıkmışken, etinden, sütünden, derisinden, tırnaklarından istifade etmeli!

Aynı dünya, aynı zaman…

Japonların insanlığın üst evresine geçmiş olduğuna inanmamak mümkün değil. Artık “insan ol” diye uyarmak tedavülden kalkabilir:

-Biraz Japon ol, Japon!


Levent AYSEL

çocuktum..

Oysa ben çocuktum
Yüreğime parmak izini basıp geçtin
Silemedim
Avuçlarından içtiğim aşkın imlasını bozan ben değildim
Ki yerli yersiz üç nokta iliştirdin sevdama
Ömrümü vesairelere sığdıramadım
Çocuktum
Hazırda umutlarım vardı.

Ben bu şehre adınla biten şiirler serperim..
Sokaklarına konduramadım bedenimi..yoktu…
Kapımın önünden geçmeyecektin
Penceremden bakamayacaktım sana…
Yaralandım

Çocuktum işte
Gelirsin sandım
Yanıldım
Bitti derken
Her günümde seni bir bir çoğalttım.
Sabırsızlığım,açlığımdan senli günlerime.

Çocuktum adın yaktı ellerimi
Tutunamadım bir daha ”sen” diye hiç kimseye…
Yollar,yıllar,hasret bitirmedi seni;beni bitirdiği kadar…
Çocuktum
Yüreğimi alıp kaçtın!
Hani diyorum son defa gözlerimden düşsen
Sevdanın yatağını şaşırmış nehirlerine..

Büyümek buymuş işte…
Korkuların biçim değiştirmesi
Gece yatağıma
Gündüz yanağıma yapışan

Oyun oynarken bile kambur gibi sırtımda taşıdığım telaşlarımdın
Eziktim
Çocuktum işte…Yüreğime parmak izini basıp geçtin
Bir ses…Bir adamın sesi
Ve bir kadın…Hayatı avuçlarının içinde taşıyan..
Kurduğum hayallere çakılan korkularım
”kalktım” derken düştüğüm
”başladım” derken bittiğim
Artık boş mezarlıklara dönen evlerde adım anılır.
Ve ben yeniden doğmak için
Kahramansız masallar dinlerim
Hep ”yokmuş” diye başlayan…

Çocuktum..adın elime battı
Koparmışken tutunduğum ipleri
Dizginlerimi salmışken boşluğa
Zamansız bir aşk yağdı….ıslandım….
Korunaklarım yoktu…
Sokaklarda minyatür aşklar yaşanıyordu
Yüzü yoktu hiçbirisinin
Kaldırımlarına gölgeler düşmüyordu bu kentin…Heybesine gün sarhoşu mart çığlıkları yüklemiş yolcular
Geçip gidiyordu aklımın dolambaçlı yollarından.
Kimsesizliğe yenilen…
Korkusuna eksik anlamlar yüklenmiş erguvanlar,
Uğurlarken hüzün kuşlarını,
Uzak kentler yıkılıyordu gözlerimin tutunduğu boşluklara.
Ve hiçbir aşk vitrinlerini süslemiyordu
Bir yığın bedeb gülüşlerini arıyordu köşe başlarında
Ve hiçbir yangın içimi ısıtmıyordu sevdan kadar
Tarifi yoktu kederimin…

Çocuktum işte
Geçtiğim yollara baktım yaşamın dikiz aynasından
Yüzlerce ben bırakmışım ardımda
Ve yaşın kadar sen tanımışım omuzlarımda
Yüzüm yere eğik,gözlerimde hüzün…

İhbarlar taşımışım gidişine
Sevdanın köşe başında tutuklanmışım sensizliğe
Çocuktum işte
Kendimi kendimden kaçırırken
İçimde yüzlerce gedik açıldı
Yıllardır soğuk rüzgarlar çarpıp geçiyor çocukluğum yamalı geçmişine
Kendimi tırnaklarımla deşerken
Gizli gizli kan akıttım soğuk yatağıma
Kan denizinde gömüldüm uykulara..

Çocuktum işte
Yaşamın dikiz aynasından baktım geçtiğim yollara
Sarsıntısıyla bozulup dağılmış bir aşk hikayesinin,
Her biri ayrı zamanlarda yaşamış kahramanlarını; durmadan büyüyen boşluğuna ittim.
Kaidesini arayan kara suratlı bir heykel gibi kargaşanın ortasında.
Asılı kaldım bir halatın ucunda….
Çocuktum işte
Olanca ağırlığınla çakıldım gözbebeklerine…

KAHRAMAN TAZEOĞLU