En büyük sapıklık Amerikancılıktır! “Kemal Gürüz”

Kemal Gürüz'ün gözaltına alınışıAmerikan bursu hayaliyle büyüyen
küçük Kemal

Ergenekon operasyonuyla gözaltına alınıp serbest bırakılan YÖK eski başkanı Kemal Gürüz uzun zaman hafızalardan silinmeyecek gibi…

Gözaltına alınmasından çok, kafasından “nazikçe” bastırarak onu araca bindiren polis memuruna olan adeta minnettarlığı ve polis merkezinde geçirdiği sıcak dakikalar… Sıcak çaylardan ve poğaçalardan bahsediyoruz.

Ama en çok akıllarda kalacak olan da şüphesiz çıktıktan sonra Ergenekoncu olmadığını ispat etmek için “Ben bir Amerikancıyım…” diyerek zırlaması olacak. Gürüz’ün bu açıklamasının altında korkunun önemli yeri olmakla birlikte geçmişin de önemi var.

Şimdi birazcık Vamık Volkancılık yapalım. Ama onun gibi yaşananları kendi kafamıza göre çarpıtıp, sapıklıkla birleştirip harmanlayarak değil. Gürüz’ün Amerikancıyım demesinin altında yatan yine Amerikancılığın ta kendisi.

Kemal Gürüz’ün 2003 yılında hala YÖK başkanıyken verdiği bir röportajda, üniversitelerde fikir özgürlüğüne izin vermediği, baskı kurduğu, öğrencilere haksızlık yapıldığı gibi meseleler yüzünden karşılaştığı öğrenci protestolarıyla ile ilgili birtakım sorular sorulurken, konu onun öğrencilik yıllarına geliyor.

Siz hiç haksızlığa uğramadınız mı diye soruyorlar Gürüz’e. O da DP’li bir ailenin çocuğu olarak yaşadığı o şanssız günü anlatıyor:

“Uğradım aslında. İzmir Bornova’da Maarif Koleji’ndeyken Amerika imtiharı vardı. Bir yıl gidip kalıyordunuz imtihanı verince. Mülakattan haksız yere çaktım.”

Amerikancı Kemal Gürüz“Ordu göreve” pankartı için sapıklık diyen Amerikancı Gürüz’e Amerikan tarihine bakmasını öneririz. Latin Amerika’da, Vietnam’da, Irak’ta Amerika’nın yaptıklarına bir göz atınca görecektir sapıklık neymiş ne değilmiş.
Ama pek anlayacağını da sanmıyoruz. Ağaç yaş iken eğilirmiş. Öğrenciliğinde “Amerika’ya yuh çeken” devrimci gençlikten, Amerikan karşıtlığı terbiyesini alamamışsa, bundan sonra alması da çok zor görünüyor.
Bundan dolayı da “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinin ömrü de Gürüz gibi devrimcilikten uzak bir Atatürkçülüğün mücadele şeklinin bir örneği olarak son derece kısa olmuştur. Ancak emperyalizm sürecin uzun sürüp sürmemesine değil. Olup olmamasına bakıyor.

Hayalini kurduğu Amerika’ya gidememek Gürüz’ün içine o kadar oturmuş demek ki. Ah bir kapağı atabilseymiş o yıllarda. Olmamış işte. Bugün de “Amerikancıyım” dese de nafile. Bir kere Amerika’nın hedefine girdiyseniz ağlamanın zırlamanın faydası yok.

ODTÜ’lü Gürüz

Ama Gürüz yılmamış. Öğrenci Gürüz, üniversitedeyken olaylara karışmış mı? Tabi ki hayır. Gürüz bir ODTÜ’lü. Yani Devrimci gençliğin isyanının stadyuma yazılan ve bugün hala okunan “devrim” yazısının yazılı olduğu, Vietnam kasabı Kommer’in arabasının yakıldığı üniversitede okumuş. Hem de tam 68 dönemi.

Ama Gürüz kendi deyimiyle devlete karşı hiç isyan etmemiş. Hiçbir öğrenci olayına karışmamış. Mülakatı yapan biraz daha sıkıştırıyor Gürüz’ü ve soruyor: “Kafanızı bozan çelişki yok muydu?”

Gürüz birtakım kuralların olduğunu ve bu kurallara uyulması gerektiğini, bununla yükümlü olduğunu belirtmiş. Kurallar mantıksız, haksız olsa bile mi sorusuna da öyle bir cevap veriyor ki, işin içinden çıkıyor: “Bugüne kadar öğrencilik hayatımda öyle isyan edilmesi gereken bir şey görmedim”

Hemen hemen tüm ODTÜ ayakta ve ABD emperyalizmine isyan etmişken, ODTÜ kimya öğrencisi öğrenci Kemal Gürüz isyan edilecek bir şey göremiyor. Gürüz’ün farkı öğrenciyken belli oluyor. Türkiye’de devrimci gençliğin ağzından “kahrolsun Amerikan emperyalizmi” sloganı düşmezken, o dönem susan Kemal Gürüz’ün ağzından 40 yıl sonra ancak “Ben bir Amerikancıyım, Amerikan emperyalizmi palavradır” sloganı çıkar.

Devrimci Gençlik “Tam bağımsız Türkiye!” derken, öğrenci Kemal kömür madenleri üzerine çalışmaktadır. Hani Amerikan emperyalizmi de Latin Amerika’da madenler üzerinde çalışmıştı ya. Tarihte ilk defa batılının aklına gelen katliamcı sapık zihniyet, yıllar sonra faşizmin icadına da yetişecek ve yakacak olarak da insan kullanacaktı.

Gürüz’ün “Ordu göreve” pankartı için “sapık ruhlu bir girişim” tabirini kullanması, pankartın Amerikan karşıtı olmasından ve devrimciliğinden kaynaklanmaktadır. Amerikancı Gürüz Amerika’nın karşısında gördüğü ve her şeyi artık “sapık” diye niteleyebilir. Bugün TÜRKSOLU’na dediği gibi.

Kim bilir belki Deniz’ler için de, Mahir’ler için de o tabiri kullanmıştır. Çünkü kendi deyimiyle Gürüz, protestosunu dilekçe vererek, partilere oy vererek gösterirmiş. “Sokaklara dökülmekle hiçbir şey çözülmez”miş.

Morrison Süleyman’ın prensi

ODTÜ’den mezun olduktan sonra Kanada’ya giden Gürüz, dönüşünde YÖK tarafından genç yaşına ve hiçbir üniversiteye başvuru yapmamış olmasına rağmen profesörlüğe atanıyor. İlk olarak A.Ü. Eczacılık fakültesi dekanlığına, ardından altı ay gibi bir zaman sonra KTÜ rektörlüğüne giden yolculuk böyle başlıyor.

Bunlar olurken İhsan Doğramacı onu “bilgili, çalışkan ve kendisiyle iftihar ediyoruz” şeklinde tanıtıyordu. YÖK başkanı olabilmesi için şart olan YÖK üyeliğine Demirel’in bir kararnamesiyle getirilen Gürüz, ikinci bir kararnameyle de YÖK Başkanı yapılıyor. Hikayesi de şöyle:

Gürüz’den önceki YÖK Başkanı Mehmet Sağlam, DYP’de siyasete atılmak için görevinden istifa ettikten sonra Demirel’i ziyaret eder. Konuşma boyunca Demirel’den kendisinin yerine kimi atamasını istediğine dair bir soru sormasını bekler; ama Demirel’den soru bir türlü gelmez. Tam ayrılacağı sıra eski başkan Mehmet Sağlam şöyle der kapıya yönelirken:

“Efendim, benden sonra kimi atarsanız atayın. YÖK istikametinden sapmaz… Bu yüzden Kemal Gürüz hariç, 63 rektörden herhangi birini yerime düşünebilirsiniz.” Ama Demirel’in tercihi Gürüz olur. Hatta gelecek dönemki tercihi de.

Gürüz’ün üniversite hayatı “sokaklara dökülenlerle” kendisi arasında geçip gitmişti ya. Sokaklara dökülmekle hiçbir şey çözülmez cümlesi de hafızalarını biraz zorlayanlar için tek bir kişiyi hatırlatıyor. Atmışlı-yetmişli yılların Morrison Süleyman’ını. Yani Demirel’i.

“Sokaklar yürümekle aşınmaz” diyen Morrison Süleyman’a hayranlığı gençlik dönemlerinde başlamış Gürüz’ün. Amerikancılığının ve sol düşmanlığının altında yatan nedenlerden birisini daha keşfetmiş olduk. Şu cümle Morrison’un: “Sol bir sathı maildir; bir kere kaymaya başladınız mı, ne zaman nerede duracağınız belli olmaz.”

Sağcıların elde silah devrimci avına çıktığı zamanlarda da şöyle dememiş miydi: “Kimse bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemez.” Yine AP’li yılların en belirgin anlatımını bir fotoğraf yapmaktadır. Demirel’in AP’sinin senatörü ve Komünizmle Mücadele Derneği Başkanı Fethi Tevetoğlu’nun elinde Amerikan bayrağıyla verdiği meşhur pozu, o anı durdursa da sağcılık, Amerikancılık ve sol düşmanlığı bir şekilde ortaya çıkıveriyor.

Gürüz bugünlerde de Demirel’e olan hayranlığını ve bağlılığını ortaya koyuyor. Gözaltından çıktıktan sonra Ahmet Hakan’la katıldığı bir programda bunu açıkça ortaya koydu:

“Sayın Demirel olmasaydı 60’lı yıllarda sorunların altından kalkılamazdı. Ona çok büyük saygım var… Evet Demirelciyim. Çok büyük saygım var. Sayın Demirel küresel bir değerdir. Yani dünyada onun gibisi az kaldı. Türkiye’nin ondan mahrum kalması şu andaki sorunların nedenidir.”

Demirel, bunları duyunca YÖK için en iyi tercihi yaptığını bir kez daha anlamıştır sanırım. Gençliğinden beri Amerikancılıkta ve sol düşmanlığında kendisini örnek almış Gürüz, bugün de ona olan hayranlığını ortaya koyuyor.

Röportajın devamında da malum “Ordu Göreve” pankartına sıra geliyor. Gürüz, 2003’teki Cumhuriyet yürüyüşündeki ve kendisiyle Alemdaroğlu’nun fotoğrafında da gözüken pankart için “böyle büyük mitinglerde bu tür sapık provakasyonlar, sapık küçük gruplar olabilir” diyor.

Ahmet Hakan, daha başka bir şey soramıyor. “Pankartı sapık bir girişim olarak değerlendirdiğinizi söylediğiniz andan itibaren konuşacak bir şey kalmıyor” diyerek bitiriyor.

Gerçekten de Gürüz’ün hayranı olduğu Demirel’e ve Demirel’in prensi Gürüz’e bakınca, Amerikancılığın ve sol düşmanlığının vardığı son “sapıklık” noktası üzerine denilebilecek bir şey kalmıyor.

Dün Amerikancılık hakaretti, bugün övünç kaynağı oldu

Gürüz’ün “Amerikancıyım” itirafından sonra Ahmet Hakan’la yaptığı röportaj, aralarındaki yine Amerikancılık üzerinden gelişen bir meseleyi de ortaya çıkardı.

Ahmet Hakan’ın kendi deyimiyle “eski Ahmet Hakan” olduğu dönemlerde Kanal 7’de sunduğu Haber Saati programına konuk ettiği Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu’yla yaptığı söyleşide Hatipoğlu, Gürüz hakkında şunları söylemişti:

“Bu adam gerçek Atatürkçü değil. Atatürk’ü tüccar olarak kullanıyor. Amerikancı ve tamamen Amerika’nın çizgisinde ilerliyor.”

Ardından Gürüz her ikisine de kendisine “Amerikancı” diyerek hakaret ettikleri gerekçesiyle tazminat davası açmış ve davanın 2005’te sonuçlanmasıyla 9 bin lira kazanmıştı.

Nereden nereye? Bugün Gürüz Ergenekon’dan sıyırmak için korkarak ve gençliğinden beri Amerikan yanlısı olmasının verdiği rahatlıkla, göğsünü gere gere Amerikancı olduğunu söylüyor. Hatipoğlu da Hakan’ı haklarını almaya çağırıyor.

Gürüz çıkıp şunu demeliydi, tıpkı Demirel gibi: “Dün dündür, bugün bugündür.” Ama artık onun için çok geç. Gürüz dün Amerikancıydı belki. Bugün de Amerikancıyım dese de, ABD’nin pek oralı olduğu görünmüyor. Hedefine doğru ilerlerken, önünde çıkacak ne varsa tek tek ve kimi zaman da böyle grup grup ortadan kaldırmaya çalışacak. Direnilmeyen her anın faturası da böyle çıkacak.

Gürüz’ün AKP karşıtlığı

Gürüz’ün “Amerikancıyım” itirafıyla birlikte AKP karşıtlığını da gördük. AKP’yi, şimdiye kadarki en kökten Batıcı, en işbirlikçi iktidarı, Türkiye’yi Batı’dan koparıyor şeklinde eleştirmek herhalde bir tek Gürüz’ün yapabileceği bir şey.

Gerçekten de Gürüz AKP’yi Türkiye’yi Batı’dan koparmakla suçlamıştı. Artık gözaltı etkisinden midir nedir? Her ne kadar polisler çok iyi davransalar da olmuş bir şeyler.

Gürüz’ün AKP karşıtlığını görmek için YÖK başkanlığı dönemine bakmak gerekiyor. 2003 yılında AKP’nin getirdiği YÖK yasa tasarısı döneminde Gürüz, “Laiklik ve Şeriat konusunda benimle yarışacak adamın anlını karışlarım”gibi söylemlerle esip gürlüyordu.

AKP’nin YÖK’te yeniden yapılandırma girişimine karşı savaş başlatan Gürüz, İran Devrimi’nden örnekler vererek AKP’nin irticacı kadroları üniversiteye ve devlete yerleştirmeye çalıştığını söylüyordu. “Sicilleri nedeniyle Cumhuriyet’e taahhütleri tartışmalı kadrolar, üniversiteleri ele geçirerek Türkiye’ye sirayet etmeye çalışıyor” çıkışları gündemdeydi.

Hatta ağzından “Atatürk’ü sevmeyen insan bile değildir” cümleleri bile dökülmüştür. O kadar milliyetçi çıkışları olmuştur ki “değiştiremeyeceğim tek Türklüğümdür. Onun dışında her şeyi değiştiririm” bile demiştir.

Ancak, “Amerikancıyım”la birlikte “değiştiremeyeceği Türklüğü” dünde kalmış olmuyor mu? Yoksa yine bir dün-bugün meselesi mi?

Gürüz’ün AKP karşıtlığı AKP YÖK’teki koltuğuna uzanınca ortaya çıkıyor. Yoksa Atatürk ve Türk düşmanlığına karşı, bölücülüğe karşı sesi hiç çıkmıyor. Durumu çaktırmamak için de gazetecilere sık sık konuşuyor. O dönem verdiği tam sayfa röportajın başlığı da şöyle: “Hiçbir zaman koltuk ve mevki sevdam olmadı.”

Gürüz’ün AKP karşıtlığına devam edelim. Gürüz dönemi YÖK’ün bütçesi AKP tarafından artırılmış. Son bir ayın gündemi en çok meşgul eden meselesi olan İsrail’in Gazze’ye saldırısında da İsrail’e göstermelik tavır alan, o kadar anlaşmadan sonra Türkiye’den esip gürleyen Tayyip’in Yahudi cesaret madalyası varsa, Gürüz’ün de İsrail’in derin politikalarının şekillendiği Tel Aviv Üniversitesi Moşe Dayan Enstitüsü Mütevelli Heyeti üyeliği varmış.

Gürüz’lü YÖK

YÖK Başkanlığı sırasında da üniversitelerin genelinde bilimsel faaliyetlerdeki düşüş ve “Ben zengini severim” der gibi “Eğitim paralı olmalı” çıkışları Gürüz’lü YÖK’e birkaç örnek. Eğitim giderlerinin %2’sinin öğrencilerden alındığını ama bunun ister beğensinler ister beğenmesinler en az %10 olması gerektiğini belirten Gürüz, Robin Hood’luğa soyunmuştu. Zenginden alıp ihtiyacı olana vereceğini söylüyordu. Rektör atamaları konusunda da Ahmet Necdet Sezer’le karşı karşıya gelmişti.

Özellikle 9 Eylül Üniversitesi rektörü Emin Alıcı’nın seçimi konusunda Gürüz’ün seçim sonuçlarına uymaması Sezer tarafından eleştirilmesine neden olmuştu. Sezer, Gürüz’lü YÖK’e seçim sonuçlarına uymamakla “demokratik sistemi zedelediği” uyarısını yapmıştı. Gürüz’ün yanıtı da o gençlik yıllarındaki tepkilerin dilekçelerle, seçimlerde oy vererek gösterilmesi felsefesinden epey uzaklaşmıştı. YÖK başkanlığı döneminde Sezer’e cevaben söyle demişti:“Seçim olmazsa demokrasi olmaz diye bir şey yok. Aksi savunulursa buna tüm dünya güler.” Peki Gürüz bugün ne diyor?

Gürüz, gözaltından sonra “Amerika”ya sarılıyor. Tıpkı bugün CHP’nin, “cumhuriyet” ve “halk”ının dışında sadece “parti” kısmına sahip çıktığı ve onun için harekete geçmesi gibi. Yoksa açılımlarla AKP’den eksik kalan yanı kalmadı. Zaten oyunu da geçen seçimde yaptığı gibi CHP’ye verecekmiş. Tepkisini gençliğinde yaptığı gibi gösterecekmiş. Tencere-kapak misali yani…

En büyük sapıklık Amerikancılıktır

“Ordu göreve” pankartı için sapıklık diyen Amerikancı Gürüz’e Amerikan tarihine bakmasını öneririz. Latin Amerika’da, Vietnam’da, Irak’ta Amerika’nın yaptıklarına bir göz atınca görecektir sapıklık neymiş ne değilmiş.

Ama pek anlayacağını da sanmıyoruz. Ağaç yaş iken eğilirmiş. Öğrenciliğinde “Amerika’ya yuh çeken” devrimci gençlikten, Amerikan karşıtlığı terbiyesini alamamışsa, bundan sonra alması da çok zor görünüyor.

Bundan dolayı da “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinin ömrü de Gürüz gibi devrimcilikten uzak bir Atatürkçülüğün mücadele şeklinin bir örneği olarak son derece kısa olmuştur. Ancak emperyalizm sürecin uzun sürüp sürmemesine değil. Olup olmamasına bakıyor. O devrimci terbiyeyi zamanında alamayanlar, devrimci olamayanlar bugün Amerika’nın dizlerine yapışıp ancak yalvarabilirler. Onun için Amerikan karşıtlarına ve sahtelerinin maskesini indiren gerçek Atatürkçülere “Amerikancı bir sapıklıkla” saldırırlar.

Gürüz de onu yaptı zaten.

Kaynak : http://www.turksolu.org/222/celik222.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s