Deutsche Bank: En önemli banka mı? En tehlikeli banka!

 

 

 

Japonya Mali Piyasalar Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan bir iç raporda, Almanya’nın en büyük özel bankası Deutsche Bank, dünyanın en önemli bankaları arasında birinci sıraya konuldu. ABD’nin önde gelen Goldman Sachs ve JP Morgan Chase’nin ikinci ve üçüncü sıralarda gelmesi Alman ekonomi gazetelerinde önce şaşkınlık yaratırken ardından “komplo” teorileri üretilmesine neden oldu.

 
“GERMANY WONDER”
Krizin etkilerinden en “rahat” kurtulan ülke olarak görülen ve ekonomi çevrelerinde “Germany Wonder” (Alman Mucizesi) olarak anılmak Almanya’daki sermaye çevrelerinin ve medyadaki işbirlikçilerinin ulusal “gururlarını” okşamıyor değil.
Japonya’da hazırlanan gizli bir raporda Deutsche Bank isminin ilk sırada yer alması, birçok gazetenin hafif davranışlarına neden oldu. Yılın son günlerinde yayınlanan bütün haberlerde, “Üretimdeki Alman mucizesi şimdi mali piyasalara da yansıdı. Yıllardır ‘Almanya’nın uluslararası alanda ciddi bir bankası var mı’ sorusuna yanıt Japonya’da geldi. Deutsche Bank dünyanın en önemli bankası, hem de Amerikanın Goldman Sachs ve JP Morgan Chase’i geride bırakarak” denildi.
Ardından ise Alman sermayesinin azılı işbirlikçilerin bu durumun o kadar da sevindirici bir şey olmadığına dikkat çekip, bunu “dış güçlerin” Almanya’nın en önemli bankası Deutsche Bank’ı zor durumda bırakmak için listenin başına aldıklarını ileri süren haberler takip etti.

 
EN TEHLİKELİ BANKA ÜNVANI!


Söz konusu “gizli” listenin hazırlanmasına neden ise değişik ülkelerin mali piyasaları denetleme kurumlarının geçen sene yaptıkları bir anlaşmayla ilgili. Buna göre dünya genelinde uluslararası ekonomi açısından en önemli 30 banka tespit edilecek ve bunların ana sermayelerinin yeterli olup olmadığı denetlenecek. Japonya tarafından hazırlanan listede şimdilik 60 banka bulunuyor ve bunun içinden önümüzdeki aylarda ilk 30’a girenin belirlenmesi gerekiyor.
Daha sonra hazırlanan bu liste diğer ülkelere gönderilecek ve yine bu ülkelerde hazırlanan ve Japonya’ya gönderilen listelerle karşılaştırılacak. Ardından ise söz konusu edilen önlemler alınacak.
Deutsche Bank’ın liste başı olmasının düşünüldüğü kadar sevindirici bir şey olmadığına dikkat çekilen yorumlarda, “Eğer Deutsche Bank bütün ülkelerde liste başı olursa, bu ülkelerin mali piyasaları denetleme kurumları bankanın bu ülkedeki faaliyetlerini olabildiğince sınırlayabilecek. Örneğin İsviçre, ‘ekonomi sistemi için önemli’ olarak gördüğü bankalardan riskli işlemleri için yüzde 19’luk ana sermaye koşulu getiriyor. Bu oran Almanya’da yüzde 5 ve yüzde 7’e çıkartılması tartışılıyor” denildi. Kısacası söz konusu listenin başında yer almanın faturası kâr marjının düşmesi anlamına geliyor. 

LEHMAN, IKB, HRE..


Amerikan yatırım bankası Lehman’ın batması ardından dünya piyasalarında nelerin yaşandığı biliniyor. Benzeri durumun yaşanmaması için Alman devleti, IKB ve HRE bankalarını batmaktan kurtardı. IKB’ye resmi açıklamalara göre 18 milyar Euro harcanırken HRE’ye bugüne kadar 150 milyar Euro nakit para yardımı verildi.
Henüz kurtarılıp kurtarılmadığı kesin olarak bilinmeyen HRE’nin Deutsche Bank’ın yanında “ufak lokma” olduğu söylendiğine bakılırsa bunun işçi ve emekçiler için ne anlama geldiği üç aşağı beş yukarı tahmin edilebilir. Eğer Deutsche Bank batacak olursa o zaman “kurtarmanın” faturası yüzlerce milyar Euro ile değil trilyonlarla hesaplanması gerekecek.
Nitekim 1960’lı yıllardan bu yana özellikle Alman sermayesinin akıncı gücü olarak diğer ülkelere giren ve buralarda yatırım ve pazar koşullarını hazır hale getiren Deutsche Bank, 1980’den 1990’lı yılların ikinci yarısına kadar mali piyasalardaki pozisyonunu ABD’li bankalara kaptırmıştı. Ancak iki Almanya’nın birleşmesi sorunu çözülmesinin ardından yeniden uluslararası alana yönelen Deutsche Bank, bu kez yatırım bankacılığına ağırlık verdi. Euro bölgesinden bazı ülkelerin iflasın eşiğine gelmesiyle birlikte Deutsche Bank şefi Josef Ackermann’ın bu ülkelerin yöneticileriyle bizzat görüşmesi, AB komisyonu ile yapılan görüşmelere katılması, önce Yunanistan için hazırlanan 110 milyarlık özel kurtarma paketi ve ardından Euro bölgesi için hazırlanan 750 milyarlık kurtarma paketi ve en son olarak “sürekli kurtarma mekanizması” adı altında oluşturulan fonun kurulmasında oynadığı role bakıldığında, Deutsche Bank’ın neden liste başında yer aldığı da daha iyi anlaşılıyor.
Yukarıda belirtildiği gibi: HRE’yi (ve diğer ulusal bankaları) kurtarmak için devlet bir yanda 480 milyar Euro hacminde bir fon oluştururken diğer yanda önümüzdeki üç sene için uygulanacak olan 80 milyar Euro hacminde bir tasarruf paketini yürürlüğe koymuştu. Eğer Deutsche Bank batarsa o zaman bu fonlar ve paketleri ona katlamak gerekecek. (YH)Kaynak : Yenihayat.de

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s