Çuval’ı unutmadık, unutturmayacağız!..

``Çuval olayı`` Unutmadık!.. Yer Süleymaniye, tarih 4 Temmuz 2003

Bundan 7 yıl önce, ABD ve müttefikleri “Haçlı seferleri orduları” gibi Irak’ı işgal etti. Türkiye yarı resmi şekilde Irak’da Süleymaniye kentinde karargah bulunduruyordu. ABD ile müttefikiz, ama…

Tarih: 4 Temmuz 2003… ABD’li 100’e yakın işgal kuvvetleri askerleri, beraberlerindeki yüzlerce peşmerge ile birlikte Kuzey Irak’taki Süleymaniye kentinde 11 Türk Silahlı Kuvvetleri Özel Birlik askerini şok bir baskına derdest ederek, başlarına “Çuval” geçirmek suretiyle gözaltına almıştır.
4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye kentinde bir binbaşı komutasında karargâh kurmuş bulunan 11 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunu ve Türkmen mihmandarları Irak’taki işgal kuvvetlerinin bir parçası olan Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerlerce ve yanlarında yüzlerce peşmergelerin de bulunduğu bir ortamda, sürpriz bir baskın sonucu derdestedildiler. Askerlerimiz başlarına başlarına çuval geçirilmek suretiyle götürülüp 60 saat süresince alıkonulmuşlardır. Hadise tarih “Çuval olayı” olarak geçmiştir.
ABD’nin sonradan özür dilediği belirtilmişse de, hadise Türkiye – ABD ilişkilerini derinden yaralamıştır.
Operasyon için ABD’nin en önemli milli bayramı olan 4 Temmuz (Bağımsızlık Günü – Independence Day) tarihinin seçilmiş olması, günün Cuma’ya denk gelmesi, bu şartlarda konuyu süratle ve diplomatik tarzda çözüme kavuşturabilecek yetkili Amerikan makamlarına ulaşmanın uzun sürmesi ve Türk askerlerinin bu yüzden 60 saat gözaltında bekletilmeleri, Amerikan askerlerince küçük düşürücü kasıtlı hareketlere başvurulmuş olması, “Çuval olayının”nın bir provokasyon olduğu görüşlerinin dile getirilmesine sebebiyet vermiştir.
Çuval hadisesinden 6 gün sonra Türkmenler Telafer’de Baas Partisi bürosundaki Amerikan karargahına girmiş ve bu olayda Amerikalılar 26 ölü, 250 yaralı vermiştir. Ancak daha sonra işgal ordusu Telafer’de katliam yapmıştır.
Olayın geçmişi
Hadisenin kaynağı, ABD başkanı George Bush ve yardımcısı Dick Cheney’in şahinler (Neo-Conlar) adıyla anılan kişilerin Irak’ı işgal etmek istemesi ve Türk hükümetinden ABD silahlı kuvvetlerinin Kuzey Irak’a serbest geçiş yapabilmesinin yanısıra, Adana’da bulunan İncirlik Hava Üssü’nün Amerikan keşif ve ağır bombardıman uçaklarına açılması talebinin TBMM tarafından 1 Mart tezkeresi olarak adlandırılan tezkere ile reddedilmesiyle başladığı ifade edilir.
Bu olayın sonrasında ise Irak’taki direnişin uzaması, işgalin ABD Hazinesine 3 trilyon dolar’a patlaması, ABD Doları’nın büyük değer kayıpları ve petrol fiyatlarının kısa zamanda varil başına 20 dolardan 100 dolara çıkması ve bunun neticesinde George Bush’un Cumhuriyetçi Parti’sinin 2006 Meclis ve Senato seçimlerinde yenilgiye uğramasına sebab olmuştu.
Gazeteci-yazar Turan Yavuz baskının, dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı ve Amerikan Girişim Enstitüsü’nün üst-düzey mensuplarından olan Paul Wolfowitz‘in emriyle başlatıldığını iddia etmektedir. 4 Temmuz günü yapılmasının nedeni; o günün cuma olması ve 3 günlük ‘Kurtuluş Günü’ tatili ile Amerikalı yetkililerin işbaşında olmayacakları, dolayısıyla Türkiye’den gelen tepki telefonlarının da cevapsız kalacak olmasıydı. Wolfowitz’den Irak İşgal Yönetimi (Coalition Provisional Authority) Başkanı Paul Bremer‘e ve oradan da Wolfowitz’in AEI’dan Irak’a gönderdiği Michael Rubin’e uzanan yeşil ışığın son adresi, Kerkük’teki Albay William Mayville oldu. Süleymaniye’deki operasyon, IKYB lideri Celal Talabani‘nin Bağdat’ta Amerikalılara verdiği bir bilgi ile başladı ve Amerikan istihbaratı, operasyon için Kuzey Irak’taki ‘Türkçe konuşmaları’ dinlemeye aldı. Bu dinlemeye bölgedeki tüm Özel Kuvvetler’in haberleşmeleri de dahildi.
Olay Celal Talabani‘nin oğlu, Bafel Talabani tarafından kameraya alındığı da sonradan ortaya çıkmıştır.
Olay
Olayda Türk askerleri ve Türkmen mihmandarları ile birlikte Süleymaniye’de kızını aramakta olan bir İngiliz sivil de tutuklanmış, Bağdat’ta 15 gün hapiste tutulduktan sonra salıverilmiştir.
Michael Todd isimli bu İngiliz ülkesine dönüşünde Amerikan hükümetine karşı 10 milyon dolarlık bir tazminat davası açmıştır.
Bu olaydan sonra “…Eyleme kolaylıkla karşılık verebilecek eğitime ve cesarete sahipken, Türk binbaşı bilinçli bir şekilde emrindeki askerlerin en doğal tepkilerini frenlemeyi başarmış, bir çatışma yaratmanın kolaylığını ve sıradanlığını aşmış, bunun bir eziklik olmadığını, davranışının muhatabıyla kıyaslanmayacak kadar büyük bir cesaret ve özgüven gerektirdiği sonraki gelişmelerle ortaya çıkmıştır.” görüşü ile, “…Bir Türk subayı hiçbir durumda teslim olmamalıydı, emrindeki askerlerle beraber sonuna dek gerekeni yapmalıydı.” gibi iki ayrı görüş oluşmuştur.
Daha sonra iddalara göre ABD GenelKurmay Başkanı, TSK Genelkurmay başkanını arayarak “Askerlerinizin gösterdiği anlayış beni çok mutlu etti. Tanrıya bin şükür ki askerleriniz askerlerimizi evlerine sağsalım gönderdi” dediği de iddia edilmiştir.
Türk Özel Kuvvetleri Komutanı Binbaşı Aydın Eser, baskını önce Amerikalıların Iraklılarla bir çatışması sandığını söyledi. “Amerikalılar havaya ateş açıyorlardı. Önce sokakta çatışma çıktı sandım. Kapıyı açıp onlara yardım etmek istedim. Bir baktım bize doğru ateş ediyorlar. Amerikalılar bize doğru gaz bombası attılar. Olayın değişik boyutlara girmemesi için teslim olduk”. Binbaşı Aydın, dayaktan incinmiş kaburga kemiğini gösterirken: “Biz burada yasal olarak bulunuyoruz. Benim rütbemi hiçe sayıp Kerkük ve Bağdat’ta kötü muamele ettiler. Kafalarımıza çuval geçirildiği gibi ellerimizi de kelepçelediler.” açıklamalarında bulunmuştu. Binbaşı Eser’nin son sözü ise “Bizi Kürtler gammazladı.” olmuştu.
Olay sonrası – Türkiye’nin ilk tepkisi 6 saat sonra!
Olayın yaşandığı gün televizyon ekranlarında olayla ilgil ihaberler dönerken, canlı yayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Samsun’da su tesislerinin açılışını yapmaktaydı, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ünde memleketi Kayseri’de mantı yediğine dair haberler yayınmaktaydı. Olay televizyonlardan sürekli tekrar edilirken, resmi ağızlardan ilk açıklama olayın gerçekleşmesinden yaklaşık 6 saat sonra gelmesi Türk kamuoyunda büyük tepkiye neden olmuştu.
Başbakan Erdoğan, Irak’ta 11 Türk askerinin ABD askerleri tarafından gözaltına alınması olayını değerlendirirken, “Yanlış hesap Bağdat’tan döndü” demiş ve ABD’ye nota verilmesini isteyen muhalefete de “ne notası veriyorsun, müzik notası mı” diye cevap vermişti.
Erdoğan, konu ile ilgili TBMM’deki AKP grup toplantısında şu ifadelere yer vermiştir:
“Bir olay olduğunda ‘pat’ diye onun üzerine atlanmaz. Atalarımız tecrübenin neticesinde bunu dile getirmişler. Bize, öfkeyle kalkarak değil, olgunlukla kalkarak ve olgunlukla kararlarımızı almak yakışır. Bu göçebe devlet olmamamızın bize verdiği olgunluktur. Biz asırları aşmış, kökü binlerce yılı aşmış bir tarihtengeliyoruz. Bunun bir deneyimi var.  
 
Öyle kalkıp nota verecek misiniz? Ne notası veriyorsun? Onu söyledim… Müzik notası mı? Olayı teşhis edeceksin, derinliğine teşhis edeceksin, anlayacak, bileceksiniz, ha verilmesi neyse ondan sonra verirsin. İki tane ortak arasında dargınlık olduğu zaman, bu dargınlığı nasıl gideririz, ona çalışılır. Ortak, ‘yanlış yapıldı’ diye ortaklığı bozmaz…  
    
Ama bizde maalesef bakıyorsunuz muhalefet hemen kendine göre; ‘şöyle böyle’. Yok, bu iktidar bu oyunlara gelmez. Bakın Irak olayını yaşadınız. Olayda bize neler söylendi, nasıl saldırıldı gördünüz. Ne oldu neticede? Attığımız adımlar vakur, tavrımızın hamdolsun ne neticeler getirdiğini gördünüz. Bunda sonra da aynı anlayışla tavrımızı sürdüreceğiz.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s