O Gün Erbil’de Ne oldu?

4 Temmuz 2003, Süleymaniye’deki Özel Kuvvetlere ait irtibat bürosu ve Türkmenlere ait bazı bürolar Amerikalılar tarafından basıldı. Süleymaniye baskınında Özel Kuvvetler Komutanlığı’na (ÖKK) mensup 1 binbaşı, 1 yüzbaşı, 2 üsteğmen ve 8 astsubay başlarına “çuval geçirilip”, Süleymaniye’de geçirilen birkaç saatin ardından, önce Kerkük, sonra da Bağdat`a götürüldüler. Çelik kasadaki 106 bin dolara varana kadar her şeyi aldılar, büroyu ve araçları da kullanılmaz hale getirdiler.

Neydi bu kalleşlik, niyeydi bu hınç?

Sis perdesi aralandığında anlaşıldı ki, bu çirkin olay “müttefik!” ABD yönetiminin (Washington) onayı ile gerçekleşmişti. Amaç, Amerikan askerlerinin Türk toprakları üzerinden Irak’a girmesine imkân sağlayacak 1 Mart tezkeresini reddeden Türkiye’ye bir ders vermek ve yeni “müttefikler” Talabani ile Barzani’yi memnun etmekti. Barzani ve Talabani, peşmergelerin istila ettikleri Musul ve özellikle Kerkük’te hâkimiyetlerini daha da artırmak için Türk Özel Kuvvetlerini bölgede istemiyorlardı.

Asıl etken ise, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, bu yüzyılın başında uygulamaya koyduğu “aktif caydırıcılık” diyebileceğimiz konsept değişikliği idi. O güne kadar NATO içinde uslu bir ordu olan Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl olur da artık müttefiklerini (!) üzerdi.

Biz tekrar mevzumuza dönelim.

Aslında Süleymaniye’nin de öncesi vardı. Nisan 2003’de Erbil’deki ÖKK Karargâhı’nda görevli bir tim, eşlik ettikleri insani yardım konvoyu ile gittikleri Kerkük’te gözaltına alınmış ve ertesi gün Amerikan askerleri eşliğinde Türkiye’ye gönderilmişlerdi.

Türk askerleri sınır dışı edildikleri (!) Irak’a, sadece bir saat sonra, başlarında Albay M.M. (Kod ismi ve gerçek ismini bir arada kullanırdı.2006 yılında emekliye ayrıldı.) olduğu halde geri döndüler. İbrahim Halil Kapısındaki ABD’lilerin önünden geçip Erbil’deki ÖKK karargâhına görevlerinin başına döndüler.

Biraz sonra anlatacağımız ve bugüne kadar medyada yer almamış olayın baş kahramanı da işte bu gözüpek Albay ve bu askerler..

4 TEMMUZ 2003…ERBİL…

4 Temmuz’da Amerikalıların asıl hedefi Süleymaniye değil Erbil’di. Erbil’in merkezine yakın bir sokak içinde karşılıklı iki villa Özel Kuvvetler’in Irak’daki merkezi olarak çok uzun yıllardır kullanılıyordu. ÖKK’nın Irak’da görevli beyin takımı, muharip timlerle birlikte hep burada görev yapıyordu.

Amerikalılar baskın öncesi Barzani ile görüşerek destek istediler. Ancak, Barzani bu baskını kabul etmek istemedi. Ancak bu konuda inisiyatifi de yoktu. (Barzani her ne kadar Erbil’de Türk askerinin varlığına istemese de yapılacak baskının geleneksel Kürt misafirperverliğine aykırı olduğunu düşünerek, Amerikalılara destek vermedi. 2007 yılında ABD güçlerinin Erbil`deki İran İrtibat Bürosu’na baskın düzenleyerek beş İranlı diplomatı tutuklamasına da Barzani tepki göstermiş ve bu durumun İran’dan çok kendilerine karşı bir hakaret olduğunu belirtmişti.)

Bordo berelilerin kullandığı villaların yakınındaki boş araziye inen helikopterler ve ağır silahlarla donatılmış humvee’lerle, her iki binayı da kuşatan Amerikalıların varlığı, içerideki bordo berelileri anında harekete geçirdi. Yemek ve temizlik işlerine bakan Türkmen görevliler dahil herkes silahlandı. Durum hemen acil koduyla Silopi’de konuşlu Özel Kuvvetler Komutanlığı Harekât Üssü’ne bildirildi. Kuzey Irak Bölge Komutanı Albay M.M. durumun vahametini kavramıştı. Ve hayatının en kritik kararını verdi. Amerikalılar silah çekerlerse çatışacaklardı.

Komutan Silopi’den gelecek cevabı beklemeden, mahiyetindeki herkesin toplanmasını emretti ve çok kısa bir konuşma yaptı.

Amerikalıların her iki binaya da girmek isteyeceklerini, kendisinin buna asla müsaade etmeyeceğini söyleyerek, “Gitmek isteyen gidebilir. Ama kalma kararı verirseniz bu iş şehadete gider. Bunu bilin. Kalıp da ateş etmekte tereddüt edeni de alnının ortasından ben vururum” dedi. Türkmenlerden hiç kimse gitmeye teşebbüs etmedi. Öğlen saatlerinin o yakıcı sıcağı her tarafı kavuruyordu. Çok geçmeden iki rütbeli Amerikan askeri, araç girişi için de kullanılan demir kapıyı çaldı. Kapıyı Albay açtı. Amerikalılar bazı konuları görüşmek için kendi komutanları ile birlikte binaya gelmek istediklerini söylediler. Albay M.M. tercüman aracılığıyla,“Sizinle görüşecek hiçbir konu yok. Buraya girmenize izin vermiyorum. Bu kapıdan girmeye kalkan ölmeyi göze alsın” dedi. Amerikalılar beklemedikleri bu cevap karşısında geri döndüler. Bu konuşmayı dinleyen, büroların dış güvenliğini sağlayan peşmergeler Komutanın nasıl birisi olduğunu bildiklerinden dolayı, muhtemel bir çatışmaya dahil olmamak için görev yerlerini terk ettiler.

Bu sırada Ankara’dan gelen “Silah kullanmayın” talimatı Albay M.M. tarafından cevaplandırılmadı. Çünkü o kararını vermişti.

Karargâhın olduğu bölgeye başka Amerikan helikopterleri ve araçlarla birlikte yeni Amerikan askerleri de sevk edilirken, karargâh içinde de gergin bekleyiş sürüyordu. Çatıdan ve pencerelerden görebildikleri kadarıyla Amerikalıları gözetleyen Türk askerleri çatışmanın kaçınılmaz olduğunu dışarıdaki hareketlilikten iyice idrak edebiliyorlardı.

Yaklaşık iki saat süren bekleyişin ardından Amerikalılar aniden çekilince, tutulan nefesler derin bir oh çekilerek bırakıldı. Büyük bir çatışmanın eşiğinden dönülmüştü.

Amerikalılar niye çekildiler, şimdilik bilinmiyor. Bilinen tek gerçek, o gün o kapı zorlansaydı bugün Ermeni Soykırımı Karar Tasarısı’nı ya da Ergenekon’u konuşuyor olmazdık.

4 Temmuz 2003’de Erbil’de yaşananları 1 yıl sonrasında aynı büro da konukluğum sırasında ateşte pişirilen yumurtalı hurmayla kahvaltı yaparken Komutana sordum. Sigarasından derin bir nefes çekip biraz da sinirli bir ses tonuyla, “Geldiler ve gittiler. Olay sadece buydu” dedi. Ne eksik ne fazla başka bir şey söylemedi.

Ama mahiyetindeki subaylar ve büroda görevli Erbil Türkmenleri, baskın olayını detaylarıyla anlattılar. Komutanın inisiyatif kullandığını belirterek, “Eğer aksi olsaydı bizim başımıza da çuval geçirirlerdi. Çatışma da çıksaydı onlara çok zayiat verir, biz de şehit olurduk” dediler.

Masum Ekinci – Kerkük Feneri

haberiniz.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s