Duo testis bene benedata! yani Sarkan iki adet mükemmel testisi var!

Kardinaller yeni Papa’ya biat etmeden önce testislerini iyice bir kontrol ederler!

Kardinallerin yeni Papa’yı belirledikten sonra yaptıkları ilk işin ne olduğundan hiç bahsedilmez. Bu iş, asırlardır devam eden söylentilere bakılırsa, yeni Papa’yı alt kısmı delik bir sandalyeye oturtup testislerinin olup olmadığını kontrol etmektir.

Çeşitli ayrıntılar zaten her Papa seçiminde gündeme gelir, defalarca yazılıp çizilir, hattâ yeni Papa’nın belirlenmesinden sonraki ilk âyinin teferruatına kadar hemen herşey anlatılır ama seçimden sonra yapılacak olan ilk iş hakkında hiç konuşulmaz…


Sarkan iki adet mükemmel testisi var!

Kardinaller yeni Papa’yı seçtikten sonra ilk iş olarak ona sade bir cüppe giydirir, alt kısmı delik bir sandalyeye oturtur ve aşağıdan sandalyenin deliğine doğru elini uzatan biri, Papa’nın testislerinin olup olmadığını kontrol eder ve kardinaller yeni Papa’nın kadın değil, erkek olduğu konusunda böylece emin olurlar. Muayeneyi tamamlayıp Papa hazretlerinin testislere sahip bulunduğuna emin olan muayeneci, ardından asırlardan buyana tekrarlanan Latince “Testiculos habet et bene pendentes” yahut “Duo testis bene benedata!”yani “Sarkan iki adet mükemmel testisi var!”cümlesini haykırarak Aziz Petrus’un vekilinin erkek olduğunu müjdeler.

Peki neden mi Papa’nın testislerini kontrol ederler?

853 yılında Joan adında bir kadını erkek zannederek “Sekizinci John” unvanıyla Papa seçmişler ama kadın birkaç ay sonra bir âyinin ortasında doğurunca aynı hatayı bir daha yapmamak için yeni papanın cinsiyeti konusunda kendilerini garantiye almak istemiş ve bu testis muayenesi âdetini getirmişlerdir.
Vatikan, kadın papa konusu ile yeni seçilen papanın testislerinin kontrolden geçirilmesini son asırlarda hep yalanladı ama her iki mesele de eski yüzyıllarda kaleme alınmış olan tarih kitaplarında ayrıntıları ile anlatılıyor.

Kardinaller, âyinde doğuran kadın Papa’yı parça parça ettiler

JOAN, Almanya’da yaşayan bir İngiliz misyoner ailenin kızıydı. Yakınları, onu “Gilberta” yahut “Jutta” diye de çağırıyorlardı. 12 yaşına geldiğinde erkek elbiseleri giyiyor ve erkek çocuk gibi davranıyordu. Atina’da din ve felsefe öğrendikten sonra Roma’ya gitmiş, ne yaptıysa yapmış, 853′te ölen Dördüncü Leo’dan sonra kendisini Papa seçtirmeyi başarmış, “Sekizinci John” adını almış ve iki sene beş ay dört gün boyunca Papalık tahtında oturmuştu. Kadın Papa’nın, gelişi gibi gidişi de tuhaf oldu. Hizmetkârlarından biriyle ilişkisi vardı ve hamile kalmıştı. Hamileliğini dokuz ay boyunca gizlemeyi başardı ama doğum zamanı yaklaşıyordu ve 855 yılında Aziz Petrus Kilisesi’nin dışında kortej halinde yapılan bir âyin sırasında, sokakta doğuruverdi! Kardinaller hem Joan’ı hem de yeni doğmuş çocuğunu hemen oracıkta taşlayıp öldürdüler. Joan’ı öldürdükleri yere gömdükten sonra üzerine mermer bir plaket koyup plaketin hemen yanıbaşına da bir anne ile çocuğunu gösteren bir de heykel dikildi. Asırlar boyunca duran plaket ve heykel, Joan’dan geriye bir iz kalmaması için 16. yüzyılın sonlarında Papa Beşinci Pius’un emriyle kırdırıldı ve kadın papanın ismi papalar listesinden de silindi. Ama, Joan’dan 17 sene sonra papa seçilen ve “John” adını almak isteyen bir başka Papa,”Dokuzuncu John” olduğu takdirde sekizincisinin adı listelerden çıkartıldığı ve dolayısıyla da “John”ların sıralamasında eksiklik görüleceği için Vatikan’ın yüzkarası sayılan kadın papanın adının başındaki sayıyı almak zorunda kaldı, “Sekizinci John” oldu ve böylelikle sıralamanın da namusu kurtarıldı! Vatikan, Joan’ın unutulması için elinden geleni yaptı fakat bazı kilise mensuplarının hadiseyi tarihlere kaydetmelerine bir türlü mâni olamadı. Joan’ın macerasını, önce 11. asırda yaşayan Martinus Scotus adında bir rahip yazdı. Martinus’u 12. asır kilise tarihçisi Gemiorslu Siegebert takip etti, ondan bir yüzyıl sonra yaşamış olan tarihçi Martinus Polonus da”Cronikon Pontificum en Imperatum” yani”Papaların ve İmparatorların Tarihi” isimli eserinde hadisenin bütün ayrıntılarını anlattı. Joan, daha sonra romanlara ve filmlere kadar konu oldu. Yeni seçilen papanın testis muayenesine, Vatikan’da yaşanan işte bu Joan macerasından sonra başlandı. Papa, eski dönemlerde seçimden hemen sonra altında yuvarlak bir delik bulunan bir tahtırevana oturtulur, omuzlar üzerine alınan tahtırevanla Roma caddelerinde dolaştırılırken kardinallerden biri elini delikten yukarıya uzatır ve Papa’nın testislerini kontrol ederdi. 16. asırdan sonra yeni seçilen Papa’nın kortejle caddelerde dolaştırılmasından vazgeçilince de, kontrol işi kilisede yapılır oldu.

Papa evlenmez ve çoluk-çocuk sahibi olmaz diye kim demiş?

MODERN çağların papaları bekâret yemini etmiş ve kadınlarla hiçbir şekilde ilişki kurmamış ve gençliklerini dünya nimetlerinden el-etek çekerek geçirmiş kişilerdir ama papalık tarihi bunun tam aksi örneklerle doludur.
Siyasetle uğraşan, iktidar için oluk gibi kan döken ve hatta bize karşı Haçlı Seferleri’ni bile başlatan papaların yanısıra Katolik doktrini uyarınca kadınlarla ilişkiye girmeleri yasak olmasına rağmen aşklarıyla ve gayrimeşru çocuklarıyla tarihe geçmiş papalar da vardır.
İşte, bu papalardan bazıları:
* Üçüncü Sergius 904′te Papa oldu ve yedi yıl tahtta kaldı. Papa’nın Marozia adında 16-17 yaşlarında bir sevgilisi ve bu sevgilisinden de gayrımeşru bir oğlu vardı. Marozia’nın annesi Theodora, sevgilisini 914 yılında “10. Jean”unvanıyla Papa seçtirmeyi başardı; Sergius’un gayrimeşru oğlu da 931′de “11. John” olarak papalık tahtına oturdu.
* Sergius’un gayrimeşru oğlu 11. John, Papa olduğunda henüz 18 yaşındaydı. Sekiz yıl devam eden papalığı sırasında babasının metresiyle aşk yaşadı, yeğenleriyle ilişkiye girdi ve kendisini eleştiren bir papaz yamağının cinsel organını kestirdi. 963 Kasım’ında Roma’daki Aziz Petrus Kilisesi’nde bir araya gelen 50 kadar kardinal, Papa’yı kutsal kavramlara saygısızlıkla, makamını satın almakla, yalan yere yemin etmekle, cinayetle ve zina ile suçlayıp azlettiler.
* Sekizinci Innocent 1484′te Papa seçildiğinde biri kız, diğeri erkek iki gayrimeşru çocuğun babasıydı. Innocent’in 1492′de yerini alan veBorjia ailesinin mensubu olan Altıncı Alexanderise dört çocuk babasıydı ve dünya cinayet tarihinde çok önemli bir mevki edinmiş olan Sezar ile Lükres Borjiya, Alexander’ın çocuklarından sadece ikisiydi.
* Çoluk-çocuk sahibi papalar sadece bunlardan ibaret değildi. 1523′te papa olan Yedinci Clement’in hem kendisi gayri meşruydu, hem de bir oğlu vardı. Üçüncü Paul’un dört oğlu ve iki erkek torunu vardı, üstelik henüz 20 yaşına bile basmamış olan torunlarını kardinal yapmıştı.Dördüncü Pius ise sadece üç çocukla yetinmişti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s