Türksat 4A uydusu yayına başlıyor, tüm frekanslar değişecek!!

2008 ‘de Türksat 3A’nın devreye alınmasında yaşanan sürecin bir benzeri yeniden yaşanacak.

14 Temmuz 2014 tarihini 15 Temmuz 2014’e bağlayan gece yarısı, Türksat uydularındaki televizyon ve radyo yayınlarında frekans değişiklikleri yapılacaktır.!!

Türksat 2A haberleşme uydusunun ömrü 2016 yılının başında tamamlanacağından, söz konusu uydu üzerindeki yayınlar Türksat 4A haberleşme uydusuna aktarılacaktır. Yeni TV kanallarının yayına başlamasıyla birlikte Türksat 4A üzerinde hâlihazırda 429 olan TV kanal sayısı, 477’nin üzerine çıkacaktır.

Yeni frekansları uydu alıcınızda ayarlamak için otomatik arama frekansını elle girerek “Şebeke Taraması” yapılması gerekmektedir.

Türksat Otomatik arama frekansı:
( 11844 V | SR: 2222 | FEC: 3/4 ) 
veya
( 11747 H | SR: 27500 | FEC: 5/6 )

Türksat 4A haberleşme uydusu, 42° Doğu yörüngesinde (Türksat 2A ve Türksat 3A uyduları ile birlikte) hizmet vereceğinden, uydu üzerindeki yayınları izlemek için ek bir antene ihtiyaç olmadığı gibi mevcut anten ayarlarında da herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

Yeni uydularıyla bölgesindeki liderliğini güçlendiren Türksat, 42° Doğu yörüngesinde kullanıcılara daha fazla TV ve radyo kanalı izleme imkânı sunmaktadır.

Rap Müzik ve Türkiye’nin Rap Yıldızları

RAP NEDİR ?

Rap bir müzik türüdür. Kökenleri 1970’lerin ghetto Amerika’sına dayanmaktadır. Amerika’nın varoş bazı eyaletlerindeki çetelerin birbirlerini islah amaçla buldukları hip-hop kültürünün müzik koludur.

Rap, ‘Rhitmic American Poem’ olarak açılabilir ve çoğunlukla muhalefeti susturmak anlamında kullanılmaktadır. Rap tempoları ve müzik uyumu çok önemlidir. Rap’i icra eden kişiye MC (Master of Ceremonies’in kısaltması) adı verilmektedir. Dünyada ilk rap yapmış kişi King Tim III (Personality Jock)’dır.

Türkiye’de ise ilk rap grubu Karakan’dir. Bu grubun geçmişi 1986’lı yıllara dayanmaktadır. 1995 yılında televizyonlarda yavaş yavaş gördüğümüz Cartel bu akımın Türkiyedeki öncülerinden olmuştur.

Türkçe rap 2000 senesinden sonra büyük bir gelişme gösterdi. Birçok grup ve Rapper ortaya cıktı. Bunlardan birkaç önemli isim Sagopa Kajmer, Ceza ve Fuat’tır

HİPHOP NEDİR ?

Hiphop, 1970′ li yılların sonunda Amerika’ da ghettolardan çıkan zencilerin oluşturduğu bir kültürdür. Bu kültür Rap müziği, Graffiti sanatı, Break Dance ve Dj’ liği içerir. Yani en yeni
tanımıyla Hiphop’ u bir ağaca benzetirsek, Rap, Graffiti, Break dance ve Dj’ lik bu ağacın dallarını oluşturmaktadır. Hiphop bir müzik tarzı değil bir kültür, bir yaşam biçimidir. Bu yüzden piyasada duyulan “Hiphop müzik”, “Hardcore Hiphop” gibi terimler yanlıştır. Yine aynı şekilde “Türkçe Hiphop” terimi yanlış, “Türk Hiphop” terimi doğrudur. İlk türkce “hiphop” yapan grup alper aga ve kabus kerim´den oluşan Karakan grubudur.

Siyahi ve Latin Amerika kökenli Amerikalı gençler arasında yaygın bir yaşam biçimi , alt kültür ve popüler kültür.
Kavram genellikle bu yaşam biçiminin aynı adla anılan müzik tarzını akla getirir. 70’li yılların sonlarında ABD – New York’un Bronx ve Brooklyn semtlerinde doğmuştur.

Bazılarınca , gençliği depolitize etmek amacıyla özellikle yaratıldığı ve desteklendiği ileri sürülür. Gelir , eğitim ve kültür seviyelerin düşük olduğu Brooklyn ve Bronx gibi semtlerde doğması bu toplum sınıfının sisteme karşı tepkisi olarak da algılanabilir.

TÜRKİYE’NİN YILDIZLARI

SAGOPA KAJMER

ADI
YUNUS

SOYADI
ÖZYAVUZ

RAP DÜNYASINDAKİ ADI
Sagopa Kajmer

DJ ADI
MIC CHECK

İLK DJ ADI
RAPPER M.C (Rapper Mic Check)

MAHLASI
Kaf Kef,Evliya-ı Rap,Küheylan,Yaşlı Çocuk,Karizmatik Emmi,Melodrama ve daha birçok kendine ithafı.

BRANŞI
Rap

İHTİSASI
Dj-produktor-M.C

DENEYİMLERİ
Turkiye’nin en büyük yabancı müzik radyolarında Dj lik ve müzik direktörlüğü

BON’SERVİS
Power Fm,Number One Fm,Metro Fm,Radio 2019,Quasar FM,Radio Contact

İLK İŞİ VE SENESİ
Radyo Dj liği-1992 / Samsun

İLK PİKABI
Grundig-belt drive dual head (aile yadigarı)

İLK PİLAĞI VE SENESİ
Carlos Santana-Black Magic Woman Double LP (vefaat eden dayısının yunusun doğumu şerefine aldığı plaktır ve çok özeldir)

ÇOCUKLUK VE MÜZİK
Boney.M,Sugarhill Gang,Joe Bataan,Freddie James,Barry White,Isaac Hayes,Bee Gees,Chic,Modern Talking,C.C.Catch,Bad Boys Blue, James Brown,Afrika Bambaataa,Run DMC,Kurtis Blow,L.L.Cool J,Ice.T vs… (Liste bir hayli kabarık)

ALDIĞI İLK ALBÜM
Run DMC-Raising Hell

ALDIĞI 2. ALBÜM
Boogie Boys-Romeo Knight

İLK MÜZİK SETİ
Universum (Old School-1985)

ÇOCUKLUK ETKİLEŞİMLERİ
Boogaloo Shrimp,Shabba Doo,Michael Joe Jackson,James Brown,Jam Master Jay,Grandmaster DST,Afrika Bambaataa & Soulsonic Force,Grandmaster Flash, Prince,Ice-T,Ömer Karacan,Aykut Sporel,Engin Arman,DJ Hakan Gündüz,Marangoz İbrahim (İlk break Dance hareketini (smurf wave) Yunus’a gösteren değeri çok yüksek biri) Savaş abi (İlk chopper dönüşünü Yunus’a öğreten kişi),Diether Bohlen,Afrika Islam,Public Enemy,Skinny Boys,Scott La Rock,Krs,Premier ve Guru vs….

EN SEVDİĞİ RAP GRUPLARI (80’ler)
Run DMC, Public Enemy, Boogie Down Productions, Gangstarr, Skinny Boys, Ultramagnetic MC’s, Sir Ibu, De La Soul, Soulsonic Force, Ryhme Syndicate, Whodini

EN SEVDİĞİ RAP SANATÇILARI (80’ler)
Chuck D, Ice T, L.L, Krs, Cube, Kool Keith, Rakim vs….

EN SEVDİĞİ RAP ALBÜMLERİ (80’ler)
Public Enemy’nin Fear Of A Black Planet ve diğer tüm albümleri, Boogie Down Productions’ın tüm albümleri, Run DMC-Tougher than Leather ve Raising Hell albümleri
Mantronix-In Full Effect, L.L.Cool J-Radio, Ice-T-Power, Afrika Bambaataa & Soulsonic Force-Planet rock, Eric.B & Rakim-Paid In Full ve Follow The Leader albümleri, Ultramagnetic Mc’s-Critical Beatdown ve diğer albümleri, Gangstarr-step in the arena ve diğer tüm albümleri vs…

EN SEVDİĞİ RAP GRUPLARI (90’lar)
Das EFX,Mobb Deep, Organized Konfusion, The Beatnuts, D.I.T.C., Extra Prolific, Group Home, Dwellas, Freestyle Fellowship,Cypress Hill, Artifacts Company Flow,Fu-Schnickens, Pete Rock & CL Smooth.vs (Liste kabarık)

EN SEVDİĞİ RAP SANATÇILARI (90’lar)
Pharoahe Monch,Mikah 9, Aceyalone, Diamond.D, Juju & psycho Less,redman, pete rock, Nas,Jay-z vs….(Liste Kabarık)

EN SEVDİĞİ RAP ALBÜMLERİ (90’lar)
Organized Konfusion-stress agenda ve debut LP,Nas-Illmatic,Jay-z-reasonable doubt,cypress Hill tüm albümleri,freestyle fellowship tüm albümleri vs…

İLK SOLO
Sözlerim Silahım 1998

İLK EP
1999-Pesimist EP 1

İLK ŞARKI
duman (Sözlerim silahım-1998)

İLK KONSER
İzmir-Fuar / 1998

AKILLARA KAZINAN İLK SÖZLERİ
“Seni beni ezenlere sözlerim silahım”,”Kuytu Köşelerde ruhunu satma”,”Bak evlat alışkanlıklarını bir kenara at” vs…

YER ALDIĞI İLK PROFESYONEL ALBÜM
Yeraltı Operasyonu karma albüm (yapım 1998)

KIRILMA NOKTASI
Sene 2003/ Bir Pesimistin Gözyaşları Double LP

MÜZİKTE İLKOKUL
Sözlerim silahım (1998)

MÜZİKTE ORTAOKUL
İhtiyar Heteyi (2001)

MÜZİKTE LİSE
Sagopa Kajmer LP (2001-2002)

MÜZİKTE ÜNİVERSİTE
Bir Pesimistin Gözyaşları Double LP (2003)

MÜZİKTE MASTER
Gora Soundtrack (2004)

MÜZİKTE DOKTORA
Romantizma (2005)

MÜZİK MAESTRO & PRODÜKSYON
Kolera-Karantina Embryo,Dr Fuchs-Huzur N Darem,Ceza-Med-Cezir (tamamı),Ceza-Rapstar (birçok beat),Kafile Turk Rap Karma ve daha birçok albüm

İLKLER
Turkiye’nin ilk Double Rap albümünü yaptı.(Ilk kez bir albümde sözler ,sanatçı tarafından kendi el yazısıyla yazılan bir not defteriyle verildi).Turkçe sözlü Rap müziği adına Türkiye çapında ilk büyük ödül Vasiyet şarkısıyla Sagopa Kajmer’e verildi.Türk Rapi ilk kez dünya çapında gösterilen ve ülkede gişe rekoru kıran bir filmde yer buldu.Film Cem Yılmaz’ın G.O.R.A ‘sıydı.Ilk Turntablism bu soundtrack deki goradramaturnz de yer buldu.bu bir ilktir. Ve tabiki rapte Pesimist-karamsar ve melankolik akımı başlattı.

SAYGI DUYDUKLARI
Orhan Gencebay,Nur Belda Yoldaş,Ergüder Yoldaş,Barış Manço ve Kurtalan Express,Salim Dündar,Nüket Duru,Mazhar Alanson,Mısırlı Ahmet,Hasan Cihat Örter Aykut Sporel,Engin Arman,Hakan Gündüz,Ömer Karacan.

İLK İLHAM KAYNAĞI
Babası Mehmet Özyavuz

EN SEVDİĞİ TURNTABLE
Vestax ve 1200 technics

EN SEVDİĞİ MİXER
vestax PMC serisi ve Rane

EN SEVDİĞİ PİKAP İĞNESİ
Shure m-44/7

EN SEVDİĞİ DJ’LER
Q-bert,mixmaster mike,mike boo,ricrukka,pfl,d-styles,dj flare,dj shadow,toadstyle,ned hoddigs,craze,a-trak

EN SEVDİĞİ YEMEK
Musakka & pilav,kentucky fried chicken hot wings & kolslovvvv,balık,satır köfte,her türlü meksika ve türk mutfağı,mantı hmmmmmmmm.

EN SEVDİĞİ SÖZÜ
Hepsi kendisine aynı lezzette geldiği için her biri özel.

EN SEVDİĞİ İÇECEK
Su

EN SEVMEDİĞİ ŞEYLER
İçkiye karşı çok katı. İçmez ve nasıl içilebildiğini merak eder.sakatat için de aynı şey geçerli hiç sevmez. Çok kola ve kahve içeni sevmez. Israrcılıktan ve ganimetçilikten hele hele yalanı yurt edinmişten tiksinir. Çıkarcıları sevmez.

BECERİLERİ
Scracth ,her türlü yemeği profesyonelce yapar,dereceli bir break dance icracısıdır.Birkaç dakikada bir yığın hotwings yer,çok güzel hicveder.türk kahvesini de bol köpüklü yapar ve kahve sevenlerin gönlünü de alır.Farsça bilir,üniversite hazırlık Türkce sorularını güleh güleh çözer,dilbilgisini bilir.

SEVDİĞİ FİLMLER
Koleranın bölümündekilerle aynıdır hemen hemen, eklenecek bir şeyler varsa o da Breakin 1984 ve Beatstreet dir.
EFSANELERI
Michael Jackson, James Brown, Chuck D, Barış Manco, Nur Belda Yoldaş, Orhan Gencebay

SAGOPA KAJMER İSMİ NEREDEN GELİR ?

Müzik hayatında kullandığı ismi Sagopa, Mısır’da bir piramidin adıdır. Birçok arkeolog bu piramidin sırrını çözmeye çalışırken, tuzaklara düşüp can verdikleri söylenir. En son, soyadı Kajmeri olan bir arkeolog, Sagopa’nın gizemini ortaya çıkartmış ve piramidin en gizemli yerine, son odasına girerek, duvara Sagopa’nın gizemini çözen anlamına gelen Sagopa Kajmeri kazımıştır. Ancak bu arkeolog da (Gerhard Kajmer) hava akımı yüzünden can vermiştir. Bu olaydan bir süre sonra piramide modern araçlarla giren bilim adamları, ölen adamın (Gerhard Kajmeri)’nin cesedini bulmuşlar ve piramide donanımsız girme cesaretinden dolayı bu adamın adını tüm dünyaya duyurmuşlardır.

 


 

KOLERA

Kolera (asıl adı Esen Güler) İstanbul doğumlu bir rap müzisyenidir.

Turizm ve Otel işletmeciliği Yüksek Okul mezunu sanatçı 1998 yılında Yunus Özyavuz (Sagopa Kajmer) ile tanıştı ve rapi fiilen icra etmeye başladı.

İlk kaydını 1998 yılında Kuvvetmira Stüdyosu’nda “İnkar Boşuna” adlı parçaya yaptı. Aynı sene “Silahsız Kuvvet” ile “Neden Ağlıyorum” ve “Dünden Kalma Hayaller” adlı parçaları kaydetti. 1999 Senesinin sonunda yoğun okul ve iş temposu nedeniyle müziğe 2 yıl süreyle ara verdi. 2001 senesinde ilk Underground EP’sini internet yoluyla dinleyicilere sundu. 2004 yılında Sagopa Kajmer’in “Bir Pesimistin Gözyaşları” adlı albümünde sanatçıya “Kalp Atışlarım 78 BPM” adlı parçada eşlik etti. Aynı sene Sagopa Kajmer düetleri “Günlerim Ağlak (Dişikişilik)” ve “Aklımın Odaları” adlı 2 parçayı internet yoluyla yayınladı. 2005 yılı başında Sagopa Kajmer Pessimist EP 3’te “Süper Sperm” adlı parçaya eşlik etti. Aynı sene Sagopa Kajmer’in Romantizma albümünde “Sago Vs Kolera” adlı parçaya eşlik etti.

24.09.2005’te prodüktörlüğünü Sagopa Kajmer’in yaptığı ilk solo albümü Karantina Embryo’yu İrem Records etiketiyle dinleyenleriyle buluşturdu. Yine 2005 yılında Kuvvetmira Disstortion EP ‘de 2 düet parça ile hazır bulundu.
Aynı sene kendi albümlerini çıkarmak ve yeni yeteneklere daha geniş imkanlar sunarak kapılar açmak üzere Sagopa Kajmer ile 11.08.2005 te kendi plak şirketleri “Melankolia Records” ‘ı resmen kurdular.

 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
Kolera’nın;

    • Bir Pesimistin Gözyaşları albüm kapağındaki yüzü kapalı elinde yüzük olan kişi olduğunu
    • Örümcek fobisi olduğunu
    • Marka bağımlısı olmadığı halde koyu bir Adidas aşığı olduğunu,
    • Kentucky Fried Chicken’ a bayıldığını,
    • En sevdiği filmlerin: Jeux De Fants (Çocuk Oyunları), Les Triplettes De Belville (Belville üçüzleri), Leon, (Stephan King’s) Misery ve Lord Of The Rings serisi olduğunu,
    • Türk Kahvesi düşkünlüğü olduğunu,
    • Mevlana nın eteğinden tuttuğunu,
    • Tahmin edilenin aksine Wu Tang, 2Pac gibi rapin çok sevilen isimlerinden hiç de hoşlanmadığını,
    • Aesop Rock, EL-P, Sole, Slug, Dose One, İllogic, Roots Manuva, Eligh, Anticon Camp, Sixtoo gibi Underground MC’ leri ve grupları sevdiğini,
    • 1960′ ların ve 70′ lerin Türkçe Pop Müziğine hayran olduğunu,
    • En sevdiği Türkçe Pop Albümünün Nur Yoldaş’ ın Sultan-ı Yegah’ı olduğunu,
    • Barış Manço, Sezen Aksu ve Erkin Koray ın müzikteki gücüne inandığını,
    • Pink Floyd’un baba yadigarı olduğunu ve çok sevdiğini,
    • Kendi kayıtlarını Sago evde yokken kendi başına yaptığını,
    • Tamamiyle tüm sözlerini kendi yazdığını ve kesinlikle başka kişilerden etkilenmediğini, filozofiye ilgi duymadığını kendisine diss atan hemcinsleriyle daha önce hiç karşılaşmadığını,
    • Stajlarından birini de Swissotel mutfaklarında yaptığını, her çeşit yemeği ustaca icra ettiğini, Osmanlı Yemek ve tatlılarını özellikle iyi yaptığını,
    • Baba kökeninin Bulgaristan anne kökeninin Yugoslav ve Arap olduğunu,
    • Atatürk’ e hayran olduğunu,
    • 5 Vakit ibadet ettiğini,
    • Müzikte neşeden tiksindiğini melankoli ve coşkudan yana olduğunu,
    • Çok parfüm sıkan kadınlardan ve moda diye giydikleri rüküş kıyafetlerden bunaldığını,
    • Bir tane dünya şirinesi dişi terriere’ i ve bir tane de gayet ciddi katil bir Bull Terrier’ inin olduğunu kızdığı zaman düşmanlarının üstüne saldığını ve adını 13.Cuma’ nın sakin katili Jason’ dan aldığını
    • En sevdiği PS oyunlarının; (Crush Bandicoot Twin Sanity, Def Jam Vandetta New York Underground, Crazy Taxi, Virtual Fighters, Kya, Power of Juju, Grand Thieft Auto, Tekken, K 1 Proffessional, Winning Eleven (Türkiye Ligi hariç))
    • Lindt’ in hindistan cevizli beyaz çikolatasını bir kere yediğini ve bir daha bulamadığı için hala marketlerde bu çikolatanın sohbetini açtığını,
    • Geleneksel Erkek Tavlasında çok başarılı olduğunu Çin Damasında olağanüstü olduğunu,
    • Boş vakitlerinde amatörce scratch yaptığını bazen kendini bu işe çok kaptırdığını, odasında 2turntable 1Mixer olduğu halde Sago nun Vestax larına gözünü diktiğini, scratch yaparken hep aynı hataları yaptığı için kendine sinir olduğunu,
    • Normal insanın 5 katı fazlası su içtiğini,
    • Çok neşeli muhabbeti olmasına karşın sinirliyken yanına yaklaşılmaz olduğunu,
    • Küçükken lakabının denizkızı olduğunu çok iyi yüzdüğünü,
    • Gayet amatör tual üzerine yağlı boya çalışmaları olduğunu,
    • Lise ve Üniversite deki bölümü nedeniyle İstanbul un tarihi mekanlarını iyi bildiğini(Ayasofya Camii’ nin kubbesinin çapından Yerebatan Sarnıcı Direklerinin uzunluğuna kadar) Türkiye’nin Turistik Yöreleri Bilgisinin de küçümsenmeyecek derecede olduğunu.
    • Hastalık derecede olmamakla birlikte temizlik konusunda gayet hassas olduğunu,
    • Yüksekokulu 1.lik derecesiyle bitirdiğini,
    • Yener’ in Çöktü Gece parçasını çok beğendiğini,
    • Sitesine gelen Demo ve Lyrickleri titizlikle takip ettiğini,
    • Darwin Teorisine gıcık olduğunu,
    • Türk Televizyonu programlarından hiç hoşnut olmadığını bu nedenle hayli çok film izlediğini çok fazla film satın aldığı için filmlerin ilk 10-20 dakikasına şans tanıdığını beğenmezse hemen idam ettiğini.
    • Sago nun kendisinden yapmayı öğrendiği Türk Kahvesini artık daha köpüklü ve kıvamlı yapmasından dolayı bozulduğunu (Formülü çok soğuk su ve kısık ateşmiş birde suyla şekeri evvela karıştırmak)
    • Vücudunda dövme olmadığını,
    • 2001 de diline piercing yaptırdığını ve kayıtta çıkardığı çıt çıt sesi yüzünden 1 haftada çıkardığını şuan bu tarz olaylardan nefret ettiğini,
    • Yabancı Rap ten ziyade Türkçe Rap müziğini duyduğunda mutlu olduğunu ve Türk Rap Müziğine gönül verdiğin,
    • Hiç kimse yanında yokken Sagopa’nın İstanbul’ daki ilk samimi kız arkadaşı olduğunu biliyormuydunuz?

 

CEZA


ceza2

Ceza, 1977 yılında İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Rap müziğe olan ilgisi ilkokul yıllarında sıra arkadaşından ödünç aldığı kasetlerle başladı. Ceza tabii ki gerçek ismi değil, bu onun hiphop’ta kullanmak için seçtiği yada daha doğrusu kazandığı bir lakap! Katıldığı hiphop partilerinde, Freestyle rap (yani o an sahneye çıkıp müzik eşliğinde, o an yazılan sözlerle rap yapma) yarışmaların da her zaman birinci olan Ceza için diğer yarışmacılar hep “eyvah Ceza’mız geldi” diyorlarmış ve bunun sonucunda, o da Ceza’yı lakap olarak kullanmaya başlamış.
Gençlik yillarinda, çesitli projelerde yer alan Ceza, 1998 yilinda Dr. Fuchs ile bir araya gelerek “Nefret”i kurdu. Kendi çabalariyla yaptiklari deneme kayitları sonrasinda “Yeralti Operasyonu” isimli toplama Türkçe Rap albümünde yer aldilar.

“Yeralti Operasyonu”nda en çok ilgi çeken grup olan “Nefret”, kisa bir süre sonra Hammer Müzik ile anlasarak ilk albümü “Meclis-i Ala İstanbul”u yayinladi. Albümün hit parçasi “İstanbul” için çekilen videoklip birçok yerel ve ulusal TV kanalinda yayinlandi. Albüm sonrasi Türk ve Yabanci basindan olumlu elestiriler alan “Nefret”, H2000, J&B Dance Festivali ve Avrupa Müzik Festivali gibi büyük organizasyonlarda sahne aldi. “Meclis-i Ala İstanbul” albümleri Hammer Müzik’in distribütörleri tarafından Türkiye ile ayni anda Avrupa’da da piyasaya sürüldü. Özellikle Türkçe Rap’in büyük ilgi gördüğü Almanya’da Türkiye’den çıkan bir grup için yüksek bir satış rakamına ulaştı.

İkinci albümleri “Anahtar” için İstanbul’da Digitalmix stüdyosunda kayida giren “Nefret”, çalışmalarını 2001 yılının Temmuz ayında tamamladı. Cartel grubundan Erci E, Wu Tang Clan için yaptığı featuring ile büyük isim yapan Bektas, Megalomaniax grubundan Kader K, ve “Gerçek Kal” albümüyle adından söz ettiren Fresh B’nin de konuk olduğu albümde scratch’ler Almanya’nın ünlü DJ’leri DJ Rocky ve DJ Ness tarafindan atıldı.

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve Dr. Fuchs’un ani şekilde askere gitmesi sonucu istenilen promosyonun yapilamamasına ragmen “Anahtar” çok yüksek bir satış rakamına ulaştı ve Nefret’in Türkiye’nin en çok satan ve Dünya’da en çok tanınan Türkçe Rap grubu olmasını sağladı!

Dr. Fuchs’un askere gitmesinin üzerine, Ceza uzun süredir üzerinde çalistigi, solo albüm projesine hiz verdi. Prodüktör olarak Silahsiz Kuvvet’ten Dj Mic Check’i seçen Ceza; ilk solo albümü “Med-Cezir”in kayitlarini Kuvvet Mira ve Digitalmix stüdyolarinda gerçeklestirdi.

Solo albüm çalışmaları devam ederken Türkiye’de pek çok konser veren Ceza, 2002’nin Mart ayında ilk yurt dışı konserini de İsveç’te gerçekleştirdi. İsveç’te yasayan Türklerin yanısıra İsveç’li müzikseverlerin de yoğun ilgi gösterdiği konser çok başarılı geçti. Ceza, İsveç seyahatinde ayrica İsveç’in en önemli hiphop gruplarından Fjarde Varlden ile birlikte bir parça kaydetti. Bu parça Fjarde Varlden’in “Tamam” adli single’inda yeraldi ve İsveç’te CD ve LP olarak piyasaya çikti.

Haziran 2002’de “Med Cezir” piyasaya çikti. Albüme adını veren “Med Cezir” parçasına daha önce Levent Yüksel, Mirkelam gibi sanatçılara çektiği video kliplerle ünlenen yönetmen Murad Küçük tarafından profesyonel bir video klip çekildi. Klip müzik kanallarında dönerken, Ceza ayrica ulusal kanallarda haber bültenlerine ve çeşitli TV programlarına konuk oldu. Tüm günlük gazeteler (Hürriyet, Milliyet, Sabah, Cumhuriyet, Vatan vs.), aylık dergiler (Blue Jean, Cosmo Girl, Aktüel, İstanbul Life vs.) özel röportajlarla yer verdiler.

Albüm sonrasında Türkiye’nin dört bir yanında konserler veren ve H2000, RockIstanbul gibi önemli organizasyonlarda yer alan Ceza ayrıca yurt dışında Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç, Belçika gibi ülkelerde sahne aldı. Ceza, Mart ayında Mitsubishi Lancer için bir radyo reklamını seslendirerek tekrar gündeme geldi. Reklamin çektiği büyük ilgi üzerine devam bölümleride kaydedildi.

İkinci albümünü hazırlayan Ceza, bu arada Candan Erçetin, Mercan Dede ve Burcu Güneş’in albümleri içinde düetler kaydetti ve bu düetlerle de ses getirdi.

2004 yilinin sonlarına yaklaşırken Ceza, Rapstar albümünü piyasaya sürdü, albümde 22 track bulunuyordur, albüm genelde basarili bir perspektif çiziyor, farklı beat´ler üzerinde de rap yapılabileceğini kanıtlamaya çalışıyor adeta, şarkı sözleri çok ince elenmiş sık dokunmuş, bazen bir sözlüğe ihtiyaç duyduğumuz anlar oluyor ama yine de mesajlar doğru kanallara ulaştırılmış gözüküyor, rap camiasına atıflarda bulunulmuş, dokundurmalar yer yer göze batıyor, ama bir “diss” mantığıyla değil, daha çok yeri gelince söylenmiş dokundurmalar, sonuç olarak Ceza´dan beklenebilecek kalitede bir çalışmanın ürünü. Albümde Sahtiyan, Fuchs, Fuat, Ayben, Mic check, bu projede sanatçıya eşlik eden isimlerdir.

AYBEN



Ayben 22 Eylül 1982’de İstanbul Üsküdar’da doğan Ayben İlköğretimini babası Danyal Bey ve abisi Ceza gibi ilkokulu Bağlarbaşı İlköğretim Okulunda tamamladı.

Liseyi ise Üsküdar Cumuhuriyet Lisesi’nde.Şu anda Açık Öğretim Üniversitesi’nde işletme okumakta.

Seslendirdiği şarkılar..

1999 Nefret – Meclis i Ala Yüzyüze
2000 Nefret – Anahtar Doğru Olan Zordur
2001 Narcotic – Beyaz Karanlık Doğuştan Katil
2004 Ceza – Rapstar Sinekler ve Beatler , Araba
2005 Aylin Aslım – Gulyabani Gelinlik Sarhoşluğu
2005 Fuat – Her Ayın Elemanı İllegal , Ayben’de
2005 I-Ben Underground
2005 Mihenk Taşı Sukutu Hayal

Aşağıdaki etkinliklerde ve konserlerde yer aldı

İstanbul Hiphop Festivali – Maslak / Venue (Burada Rza ile sahne aldı)
h2000 Hiphop Festivali
Fight of free Stylers 1 ve 2
Rock’N Coke 2005
İstanbul Hiphop Festivali 2005 (Levent Gösteri Merkezi)
Aylin Aslım ile Fanta Türkiye Turu
Prodigy Konseri Alt Sanatçı
Cream Fest
Harley Davidson Fest
Yeni Melek Ceza Konseri
Babylon Ceza Konseri
Buzhol Ceza Konseri
İndigo Ceza Konseri
Manastır Ceza Konseri
Old City Ceza Konseri
Kemancı Underground Party
Ankara Migros Ceza Konserleri
Antalya Hiphop Festivali
Mimarsinan Festivali
Almanya Konserleri

Tv Programları ve Filmler

Crossing the Bridge – Fatih Akın 2005
Ceyhun Yılmaz Show Cine5
Dream TV Ceza Weekend
Kanal D Çocuk Klübü

Bonzai bir laboratuvar kazasıydı!

fft81_mf2265779
Nereden çıktı bu bonzai? Nasıl bu kadar çabuk yaygınlaşabildi? Bağımlılığı nasıl tedavi edilir? Veya edilebilir mi? Genç insanların beyninde, hafızasında ve kişiliğinde yarattığı hasardan geri dönüş var mı? ‘Bırakma’ sürecinde aile ne yapmalı ve en önemlisi ne ‘yapmamalı’? Ailelere destek veren kurumlar var mı? Psikiyatrist Dr. İlker Küçükparlak, anlattı.

Kaynak Haber: EMEL ALPTEKİN – emel.alptekin@radikal.com.tr / Arşivi 03/07/2014 13:47

Bonzaiyle ilgili bilinmezlikler, nasıl ortaya çıktığıyla ve içinde ne olduğuyla başlıyor. Bonzai, aslında bir tür laboratuvar kazası. ABD’de, yaklaşık 29 yıl önce, “İnsanlara esrar vermeden, esrarın etkilerini taklit edecek tamamen sentetik bir madde, bir molekül üretebilir miyiz acaba” merakıyla başlamış. Hayvanlar üzerinde test edilmiş. Hedef, esrarın sakinleştirici, uyutucu, iştah açıcı etkilerini ‘taklit edecek’ sentetik bir madde, bir ‘ilaç’ üretmek. Ama formül başka ellere geçince, sonuç bonzai. Psikiyatrist Dr. İlker Küçükparlak yanıtladı.

“Bonzai esrarın etken maddesi olan THC’nin laboratuvarda üretilmiş, sentetik hali. 20 kadar ayrı türevi var. Bu kadar fazla türevi olması bonzainin etkilerinin de değişken olmasına neden oluyor. Her parti üründe farklı etki olabiliyor” diyorsunuz. Yani, asıl mesele içine fare zehiri, tarım ilacı falan katılması değil, bonzai sentetik esrar ve en az 20 değişik türü var öyle mi? 
Evet, bonzai aslında laboratuvarda bilimsel çalışma amacıyla, esrarın beyindeki etkilerini incelemek için, hayvan deneylerinde kullanmak üzere üretilmiş bir molekül. 1995 yılında Güney Carolina’da Clemson Üniversitesi’nden John W. Huffman tarafından laboratuvarda sentezlenmiş. Huffman halen piyasada bulunan JWH-073 ve JWH-018 moleküllerini üretmiş ve bunlara kendi adının baş harflerini vermiş. Ancak formül sızıyor. Halen küçük küçük değişikliklerle bu molekülden yeni varyasyonları üretilmeye devam ediliyor. En az 20 varyasyonu var. Testlerinin pahalı olmasının, devlet hastanelerindeki testlerde bazen tespit edilememesinin nedenlerinden biri bu. Hastaların üzerinden çıktığı için tanıyoruz. Başlangıçta ıslak mendilleri andıran içi alümünyumlu satılıyordu. Sıvı olarak üretiliyor. Sonra adaçayı gibi bitkilere emdiriliyor ve bitki formunda satılıyor. Açık sarıya çalan yeşil bir rengi var. Ayrıca daha pütürlü, granüllü bir görünümü var. Avrupa’ya 2004 yılında giriyor. Türkiye ’de de son 4-5 yıldır yaygın şekilde tüketilmekte olduğunu gözlemliyoruz.

‘HOCAM KURTAR BİZİ’ 
Siz ilk ne zaman duydunuz?
4-5 senesi var. İnsanlar bonzai piyasaya girince, “Esrarın daha keyif vereni” diye düşündüler. Oysa o kadar hızlı bir bağımlılık yapıyor ve fiziksel yıkımı öyle fazla ki. Eskiden bize bu kadar ısrarla, tedavi olmak istiyorum diye gelenler eroin bağımlıları olurdu. Esrar bağımlıları değil. Yıllarca esrar kullanıp tedaviyi aklından bile geçirmeyenler bonzaiye geçtikten sonra “Hocam kurtar bizi” diye gelmeye başladı. Bonzaiden sonra servislerde yatış oranı değişti. Yaşattığı çaresizlik ve hastanın kurtulma motivasyonu açısından esrarla değil ancak eroinle karşılaştırılabilir.
Aslına bakarsanız ne kullanıyorsa kullansın bu bireyin kendi tercihidir. Ama şu bilinsin, bu esrar değil. Tüm bilişsel yetenekler, konsantrasyon ve hafıza üzerinde yıkıcı etkisi var. Ve bu etkiler kullanmaya başladıktan sonra hemen birkaç ay içinde başlıyor. Psikotik etkileri şizofreni dahil olabiliyor. Paranoya başlıyor. Arkadaşları ona tuzak mı kuruyor, ailesi kendisini zehirliyor mu? Ve haliyle bunlar bütün ilişkilerini etkiliyor…

Tedavisinde kullanılan ilaçlar var mı? Bunlar ne kadar etkili?
Bağımlılığın bir ilacı yok. Verdiğimiz ilaçlar sadece bağımlı uyuyamıyorsa uyuması, öfke krizleri geçiriyorsa sakinleşmesi, paranoya düşünceleri varsa bunlarla baş etmesi için verdiğimiz ilaçlar.

YOKSUL BAĞIMLILAR NE YAPSIN? 
Tedavide ilk olarak ne yapılmalı? Aslında bunu yoksul aileler ve olmayanlar açısından iki aşamalı sormak gerekiyor belki… Tedavide bağımlının bonzainin temin edildiği, kullanıldığı ortamdan uzaklaşması; kendini müzikle, sanatla, sporla veya herhangi bir şeyle ifade edebileceği bir hayat kurup sürdürmesi etkili deniliyor. Ama eğer bonzainin peynir ekmek gibi satıldığı bir semtte, yoksul bir anne-babaysam ve bonzai bağımlısı bir çocuğum varsa ne yapmalıyım?

Her iki durumda da şu 3 aşama önemli. Bağımlılıkta ilk aşama, durumun farkına varmak. Çünkü bağımlılar bağımlı olduklarını inkar ederler. Birincisi durumun adını koyacak. “Ben bağımlıyım.” İkincisi karar vermek. Şunları yaparsam bırakabilirim. Ve ardından üçüncü aşamada harekete geçmek başlar. Bunlar olmadan bağımlılık tedavisi olmaz. Hastalara hep söyleriz. Bir koltuk değneğiyiz. Ama çok iyi bir koltuk değneğiniz olsa bile eğer sizin yerinizden kalkmaya niyetiniz yoksa işe yaramaz. Bunlar bilinmeyince ailelerin şöyle bir telaşı oluyor. “Doktora götüreyim, çocuğumu yatırsın.” Ama arada o kız var. O bağımlığının tedavisi için karar vermemiş olabilir. Bu durumda ailelere rol düşüyor.

AİLELER BAĞIMLILIĞI ÖDÜLLENDİRİYOR MU?

Nedir ailelere düşen rol? Ne yapacak aile, ne yapmayacak? 
Türkiye’de tedavide en büyük engel, ailenin bireyden ‘ayrışamamış’ olması ve bağımlığı ödüllendiren tavır göstermesi. Ailenin telaşı, aşırı desteği, kendini suçlaması ve vicdan azabı…. “Çocuğumu iyi bir okula yollayamadık ondan oldu” gibi. Ayrışamamış, kendini suçlayan hata mı yaptık diyen ailelerde böyle bir sıkıntı oluyor. Özellikleİstanbul ’da ebeveynlerin ciddi sıkıntıları var. “Çocuğa zaman ayıramadık” diye suçluluk duyuyorlar ve bunu çeşitli rüşvetlerle kapatmaya çalışıyorlar. Gelir düzeyi iyi ailelerde etkinlikler, yüzme kursları, baleler vesaire ile. Gelir düzeyi düşük ailelerde ise “Zaten çocuğa pek bir şey veremedik, bari şu yaptığını görmezden geliverelim, aramızı bozmayalım” düşüncesiyle. Bunlar sınırları bozan, sorumluluğu dışsallaştıran, bağımlık riskini artıran davranışlar.
Bonzai bağımlısı eşya satar, o eşya yerine konulur. İşten çıkartılır, cep harçlığı cebine konulur. Bunlar bağımlılığı ödüllendiren tavırlardır. “Biz senin arkanı toplayacağız” mesajıdır. Adam, evli ama ailem deyince hala anne babasını anlatıyor. 30 yaşında ama çocuk gibi ve hala kendi adına karar veremezmiş gibi davranılıyor. Yurt dışındaki meslektaşlarımız tedavide aileyi sürece katmaya çalışıyorlar. Çünkü orada aile kopuk. Biz ise ‘çıkarmaya’ çalışıyoruz. Yurt dışındaki meslektaşlarımız bazen sorarlar bize “ Türk bir hastam var, durum çok karışık” diye.
Bağımlıda muhakeme bozukluğu var mı? Yok. Zeka geriliği var mı? Yok. Madde kullandığı zaman olumsuz etkilerini biliyor mu, sonuçlarını biliyor mu? Biliyor. Bu durumda bağımlılığı yüzünden para kazanamaz hale gelirse bunun sonuçlarını görmeli. Bağımlılıkla ilgili sıkıntıları, eğer siz tolere etmeye devam ederseniz, ödüllendirmiş olursunuz. Ama eğer bağımlı bırakma çabasındaysa, durum tersine döner.

Nasıl tersine döner? O zaman bağımlının deyim yerindeyse ‘başüstünde’ tutulması gerekir. Çünkü bağımlılık çok kuvvetlidir. Tütün en basit bağımlılık, ama adam kanser oluyor ve boğazındaki bir delikten hala sigara içmeye çalışıyor. Tütün altı üstü bu. Kişiyi bağımlılıkla ‘mücadele ederken’ başınızın üstünde taşıyın.

KRİZİ, KRİZ GELMEDEN ÖNCE KONUŞUN

Tedavi sürecinde görülen öfke ve ağlama krizlerinde kişinin yakınları ne yapmalı?

Bahsettiğiniz durumda aile hastaya sorsun. Yalnız kalmaya mı ihtiyacı var, tam aksi mi yoksa konuşmak ve aklını dağıtmak mı ister, üzerine varılmasın mı? Bu soruların standart bir yanıtı yok. Aslında bizim aile ve bağımlı kişilere önerimiz, böyle bir sorun oluşmadan önce buna yönelik bir plan yapmaları ve hazırlıklı olmaları yönünde. Buna ‘kriz planı’ deriz, bu kriz planı, ortada kriz yokken bağımlı kişinin talepleri doğrultusunda oluşturulmalı ve kriz anında devreye sokulmalı. Yoksa kriz karar verme sürecini iyice zorlaştıran bir ortam. Tekrar hatırlatayım, böyle bir krizde ne yapılacağı ne ailenin ne de bizlerin bağımlı kişi adına karar vermememiz, en fazla öneride bulunmamız gerekiyor.

Bağımlı olduğunu kabul etmiş, bunu değiştirmeye karar vermiş ve harekete geçmiş bağımlılar da zaman zaman yeniden madde kullanabiliyor. Bu durumda tedaviden vazgeçmiş mi sayılır? Yakınları ne yapmalı?

Biz buna ‘laps’ (kayma) deriz. Bu durum bağımlılığın bir gerçeğidir. Bağımlılıkta “Bıraktım ve toptan bıraktım” diye bir durum yoktur. İnsanlar zaman zaman şunu görmek istiyorlar: “Bıraktım ama bakayım kontrol edebiliyor muyum?” Veya yoksunluk krizleri artık bitmiş ama maddenin keyif verici etkilerini özleme olabiliyor. Bazı bağımlılar kendisi farkına varamaz, ama riskli davranışlar göstermeye başlar, tekrar eski arkadaşlarla görüşmeye başlar, eski ortamlarına girer ve davranışlarıyla kendi kendine tuzak kurmaya başlar.

Muhit değiştirmek, eski arkadaşlarla görüşmemek etkili mi?

Bir maddeyi denemiş olmakla ilgili bilinen en büyük risk, çevre. Eğer çevrede o madde varsa deniyor çocuklar, bu bir kural değil ama bağımlı olabiliyorlar. Bir de koşullanma etkisi var: Hatırlatan kişiler, yerler ve duygular gibi. Diyelim maddeyi Ahmet ile birlikte kullandınız. ‘Ahmet’i her gördüğünüzde maddeyi hatırlayacaksınız. Bu deneylerle de kanıtlanmış. Eroin bağımlılarına yıllar sonra enjektör gösterildiğinde bile, beyinde madde kullanmayla ilgili bölge aktif hale geçiyor. Ayrıca bağımlının kendisi de o anda bağımlılıkla ilgili duygular yaşadığını söylüyor. Yani ‘Ahmet’ belki çok iyi bir insandır ama sadece sana zararlı. İki arkadaş, birlikte bıraksalar bile bu böyle. ‘Ahmet’in koşullanma etkisi var. Bağımlılıkla oyun oynanmaz, test edilmez. Bu, “Acaba iyileşti mi“ diye görmek için kaynadıktan sonra kırık kolla yeniden duvara yumruk atmak gibi.

Şehir değiştirmek etkili olur mu? Kritik bir durum var. Bağımlı az önce söylediğimiz 3 basamaktan birinde değilse etkili olmaz. “5 kere taşındık orada da içiyor” diyen aileler var. “Evden hiç çıkmıyorum, çıkınca canım isteyebilir” diyen, “Pencereden baksam kullanan birini görürüm” diye pencerelerden uzak bile duran hastalar var.

YATIRMAK, ÇARE Mİ? 
Bağımlıyı ‘yatırmak’ peki etkili mi?
Türkiye’de kendi isteği yoksa, ailenin isteğiyle bir kişinin bağımlılık tedavisi için hastaneye yatırılması yasal olarak zaten mümkün değil, bu bir. AMATEM’lerde de insanları zorla tutamazsınız, istedikleri zaman çıkarlar. Ayrıca kişi istemiyorsa zaten tedavi de işe yaramaz. Son zamanlarda bazı özel merkezlerde ailelerin isteğiyle hastaların yatırıldığı oluyor. Ancak yasal olarak hastanın zorla yatırılması mümkün değil. Ayrıca tedavi isteği kırıldığı için aksi sonuç da verebilir.
İstisna olarak kişinin kendine ve etrafına zarar verme durumu vardır ve yatırılması konusunda TCK gereği, mahkeme kararı vardır. Bu durumda da hastayı ‘yatırmama’ şansınız olmaz. Veya bulunduğu ortam çok risklidir, o zaman yatarak tedavi önerilebilir.

Aile gruplarından söz ediliyor? Nedir? 
Aile grupları, topluca yapılan bir grup etkinliği. Bakırköy ve Erenköy’deki AMATEM’lerde belli günlerde oluyor. Katılmanın herhangi bir şartı yok sadece önceden kayıt olmanız gerekiyor. Avantajı, ailelerin birbirlerine önerileri olabiliyor. Aile bu durumla baş etmek zorunda olan tek ailenin kendisi olmadığını görüp daha soğukkanlı davranabiliyor. Bağımlılığın tabiatı anlatılıyor ailelere. Örneğin aile utanıyor. Soruluyor “Peki utanıyor ve ne yapıyorsunuz?” Saklamak, tedaviyi geciktirir. Veya aile çok öfkeli. Devlete, polise, medyaya, doktora öfkeli… İşin içinden çıkamıyor ve tedavi gecikiyor. Ailedeki duyguların bağımlılık üzerindeki etkileri var ve bu bazen kısırdöngüye yol açabiliyor. Ve aile gruplarına herkes katılabilir, gelenlere sen kimsin, nesisin diye sorulmuyor, önemi de yok çünkü.

Bonzai bağımlılığında ortaya çıkan şizofreni, paranoya, kişilik değişimi; bonzainin beyinde, hafızada yarattığı hasarlar tedaviyle birlikte geçer mi veya hafifler mi? Yoksa bunlar kalıcı etkiler mi? Hem bellek ve konsantrasyonla ilgili (bilişsel) etkileri hem de şizofreni benzeri (psikotik) etkilerinin tam anlamıyla geri dönüşümlü olup olamayacağı, bazı olasılıklara bağlı. Bağımlılık süresi kısaysa, şiddeti (madde kullanım miktarı) düşük ve belki en önemlisi kişinin yaşı gençse geri dönüşlü oluyor. Tedavi ile ne olursa olsun bu parametrelerde bir iyileşme olacaktır ama tam düzelme için bu faktörlere göre bir prediksiyon (tahmin) yapabiliyoruz.


Psikiyatr Dr. İlker Küçükparlak, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde ve Erenköy AMATEM’de görev yaptı. Halen serbest çalışıyor. Radikal Blog yazarı.

Prof. Dr. Arif Verimli: Bonzainin içinde ne var; bilmiyoruz!

Prof. Dr. Arif Verimli: Bonzainin içinde ne var; bilmiyoruz
28/06/2014 08:31

“Bonzainin içinde tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz! Bir psikiyatr olarak araştırdım tam tatmin olmadım. Fiziksel ve psikolojik etkileri eroin kullanımı ve yoksunluğuna çok benzer… Kişilik değişikliği, acı, ağrı ve baş dönmeleri, ani öfke nöbetleri çok sık görülüyor.”

Haber: EMEL ALPTEKİN –emel.alptekin@radikal.com.tr / Arşivi

Bonzai’nin Türkiye ’de 5 yıldır var deniliyor. Bonzai Türkiye’de nezaman ortaya çıktı ve yaygınlaştı? Ne kadar yaygın?
Ben bonzai içen ilk hastamı 2007 yılında gördüm. Dolayısıyla 2006 yıllarından bu yana konu ettiğimiz çok yeni ve ciddi bir bağımlılıkla karşı karşıyayız. Madde kullanımı arttığı gibi madde kullanıcıları eğilimlerini bonzaiye yönelttiler. Madde kullanıcıları arasındaki şu an en moda madde diyebiliriz.

Şu anda kullanılan uyuşturucular arasında ‘en çok kullanılanı, en tehlikelisi, en çabuk bağımlılık yapanı’ olduğu söyleniyor, bu doğru mu? Gerçekten iki üç kullanışta bağımlılık yapabiliyor mu? “3 yılda öldürür ifadesi” doğru mu? Fiziksel ve psikolojik olarak ne gibi etkileri var?
Aynen diyebiliriz. En yaygın en sorunlu ve işin kötüsü tedavi ekibinin tecrübelerinin henüz yeni olduğu bir madde. Üç içimde bağımlılık yapmasa da bağımlılığa giden adım atılmış olur. Bonzai sentetik esrardır. Masum gibi duran bu cümle içinde korkunç bir ifade barındırıyor aslında. Hatta bir hastamın babası doktor bey “Bu çocuk ne güzel esrar içiyordu, bu bonzai nerden çıktı” demişti. Bu bir mantık hatasıdır. Bonzainin içinde tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz. Bu konuya çok kafa yordum çok araştırdım bir psikiyatrist olarak tam tatmin olmadım. 3 yıldan daha kısa zamanda da ölümcül olabilir. İçerisinde fare ve tarım zehiri olduğu söyleniyor. Fiziksel ve psikolojik etkileri eroin kullanımı ve yoksunluğuna çok benziyor. Kişinin tüm mental ve psişik bütünlüğü bozuluyor. Ajitasyon ve aşırı sinirlilik, kişilik değişikliği, acı, ağrı ve baş dönmeleri, ani öfke nöbetleri çok sık görülür.

Genel bir bağımlı tipi var mı? Bağımlıların çoğunluğu için geçerli bir yaş, genç-, yaşlı-çocuk, cinsiyeti, gelir durumu, meslek, mahalle söz edebilir miyiz?
Hayır diyemeyiz. Zenginler güçleri yettikçe satın alır, fakir bağımlılar satıcı olur. 16-36 yaşlarında bağımlılığın pik yaptığı görülür. Bağımlılık erkeklerde daha sıktır ama bu kıstas değil, madde gelir seviyesi, semt ya da eğitim düzeyiyle hiç ilgilenmez. Bir kere deneyen bağımlı adayıdır.

Bonzainin denetimli serbestlik uygulamasıyla serbest kalan madde bağımlılarına uygulanan rutin testlerde çıkmadığı, bu yüzden de yaygınlaştığı iddia ediliyor: Bu doğru mu?
Gelişmiş testlerde bonzai kullanımını görebiliyor ve tespit edebiliyoruz. Basit test düzeneklerinin gözünden kaçabilir. Ama bonzai kullanıcıları bundan kaçamaz. Dikkatli bir doktor fark edip detaylı testte ısrarcı olabilir.

En önemlisi, aileler, arkadaşlar, eşler yani bağımlıya destek olması beklenen insanlar, onun bağımlı olduğunu nasıl anlar? Kilo verme, odaya kapanma, öfke krizleri gibi bazı belirtileri var mı? Yoksa aylarca hiç belli etmeden kullanılabilir mi?
Aile ve yakınlar bağımlıyı çıplak gözle anlayamazlar. Yapılan bir çalışma bir bağımlının 2 sene kendini gizlediğini ortaya koymuştur. Davranış ya da fiziksel belirtiler yanıltıcı olabilir. Madde kanda ve idrarda tespit edilmek zorundadır.

Bir insan bağımlı olduğunu anladığında veya bir yakının bağımlı olduğunu anladığında öncelikle ne yapmalı? Tedavi süreci nasıl? Tedavi şansı nedir?
Bağımlıların çok azı kendiliğinden tedavi arayışına girer. Ailenin zoruyla kliniklere getirildikleri çok sıktır. Yakınımızın kullanıcı ya da bağımlı olduğunu pozitif test sonucuyla kanıtlayıp öğrendiğimizde soğukkanlı olup psikiyatriste gidilmeli ve bağımlılık düzeyine göre tedavi planlanmalıdır. Bağımlılık çok ciddi bir beyin hastalığı olduğu için krizi bir uzman yönetmelidir. Yatarak ya da ayaktan psikoterapiyle desteklenen tedaviler seçilecektir. Ama kullanıcı ya da bağımlı yürekten tedavi olmak istemiyorsa tedavi bitince tekrar başlayacaktır.

Aileye, okula, hastanelere düşen nedir?
Aileler ve yakınları o kadar yıpranırlar ki çok ciddi aile sorunları oluşur. Okul bu konuda bence hiçbir şey yapamaz. Hastanelerin yapacağı en önemli şey her ilçedeki her hastaneye yataklı bağımlılık kliniği açmaktır. Doğrudan Başbakana bağlı ‘Uyuşturucu Müsteşarlığı’ kurulmasını öneriyorum. Türkiye’de yapılan tüm çalışmalar raydan çıkmadan bu müsteşarlık tarafından yürütülmelidir. Önüne gelen bu konuda kampanya ve kamu spotu yapmasın. Çünkü kullanıcılar zor çocuklardır. Uyuşturucu zararlıdır diye pankart bastırsan gülüp geçiyorlar. Neden zararlı anlattın mı karşına alıp?


* Prof. Dr. Arif Verimli: 1994-2003 yılları arasında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin başhekimliğini sürdürdü. Liselerde uyuşturucu ile ilgili çok sayıda seminer verdi.

İŞTE ÜÇ YILLIK BİLANÇO
Narkotik polis, Türkiye’de bonzainin fark edildiği 2011’de yurt genelinde 16 olayda 48 kilo 223 gram bonzai ele geçirdi. 116 kişi tutuklandı.

2012’de ele geçirilen bonzai miktarı aniden arttı, 148 kilo 675 grama çıktı. 125 kişi tutuklandı.

Olay sayısı 2013’te 83’e yükselirken, yakalanan bonzai miktarında düştü. O yıl 121 kilo 333 gram bonzai ele geçirilirken 491 kişi tutuklandı.

Bu yıl mayıs sonu itibarı ile operasyon yapılan 94 olayda 42 kilo 344 gram bonzai ele geçirildi. 206 kişi tutuklandı.

2011’den bu yana Türkiye genelinde ele geçirilen toplam 540 kilo 559 gram bonzainin 275 kilo 895 gramı yani neredeyse yarısı İstanbul’da yakalandı.