İstanbul “Emlakta nostalji rüzgarı 4!”

Bayramoğlu’nda plajı bol arsalar ya da Küçükyalı’da lüks yalı daireleri. Nostalji turunun bu durağında karşımıza çıkan kareler bunlarla sınırlı değil elbet. (Haberde Eski İstanbul Belgeleri isimli Facebook grubunun içeriklerinden yararlanılmıştır)…

19 Nisan 2013, Cuma 15:28

Emlakta nostalji rüzgarı 4!

‘Emlakta Nostalji Rüzgarı’ yazı dizimizde eskilere dair yaşananları belgeleyen fotoğraf ve haberleri sizinle paylaşmaya devam ediyoruz. Haberimizde; Gebze’deki müstakil tapulu arsalardan Sirkeci Palas’taki inşaat şirketine, Zümrüt İnşaat’ın Sarıyer’e kondurduğu evlerden Eyüp’teki emlakçıya kadar yine birçok tarihi kareyi görebileceksiniz. İşte sizler için yeni bir nostalji turu daha…

Bayramoğlu’nun satılık arsaları – 1959

1959 yılındaki bu ilanda, İstanbul’un sayfiye yeri olan Bayramoğlu’ndaki satılık arsalar anlatılıyor. İlanda ayrıca, suyu ve plajı bol olan Bayramoğlu’na her sabah Kadıköy’den otobüs kalktığı da yazılı.

Yalı dairesi mi aramıştınız? – 1967 

1967 tarihli ilanda, Küçükyalı’daki satılık yalı daireleri duyuruluyor. Adalar’a karşı konumlu olan bu lüks  yalı dairelerine o yıllarda 53 bin, 66 bin ya da 77 bin liraya sahip olmak mümkündü.

Mimar arayanlara… 

Bu fotoğrafta ise geçmiş yılların mimarlarından İrfan Ertem’in duyurusunu görüyoruz. Yüksek mimar İrfan Ertem, proje – inşaat – betonarme – kontrol işlerini gerçekleştirdiklerinin bilgisini veriyor.

Gebze’de müstakil tapulu arsa 

Bu karede de Gebze Aksaköy’de geçmiş yılların satılık arsalarının ilanı var. Bir arsa ofisi olan Fatih Ticaret tarafından satılığa çıkarılan arsaların özelliklerine baktığımızda ise; resmi ifrazlı müstakil tapulu, vasıtası, yolu, suyu, elektriği olan arsalar olduğunu okuyoruz.

1954’te denizi parsellemişler…

Azim Ticaret adlı bir firma, 1954 yılının İstanbul’unda denizi parsellediğini duyuruyor. Üstelik Gürpınar İtalyan Kampı ve Doktorlar Sitesi’nin ortasında. İlanda, deniz arsasına sahip olmaları için vatandaşlar bilgilendiriliyor.

Sirkeci Palas’ta bir inşaat şirketi… 

Yukaridaki kare, Becker – Fiebig isimli İnşaat Ortaklığı Anonim Şirketi’nin İstanbul Şubesi’ni belgeliyor. Söz konusu şubenin bulunduğu yer ise, Sirkeci Palas.

Zümrüt’ten evler – 1952 

Zümrüt Evler İnşaat Kollektif Şirketi’nin inşaat broşürünü ise yukarıda görüyorsunuz. Sarıyer’de inşa ettiği evlerle tanına şirketin bu broşürü 1952 tarihli.

Eyüp’te emlakçı…

Günümüzün popüler mesleği emlakçılık, eski İstanbullular tarafından da ilgi görüyormuş anlaşılan. Yukarıdaki fotoğrafta Eyüp’ün emlakçılarından Bozkurt Emlak’ın tanıtımını görüyoruz. Bozkurt Emlak’ta her türlü alım, satım, ipotek ve tapu işleri yapılıyormuş.

1964’ten bir yol planı…

1964 tarihli Tercüman Gazetesi’nin bu haberinde, Beyazıt Meydanın’da üniversite kütüphanesinin önünden geçen yolun yapılan yeni planda ortadan kaldırıldığının bilgisi veriliyor.

Milli Saraylar Müdüriyeti’nden izin…

Yukarıdaki tarihi belge, Milli Saraylar Müdüriyeti’ne gönderilen bir dilekçe. Söz konusu belgede, Dolmabahçe Sarayı’nın karşısında bulunan bir arazide bina yapmanın mümkün olup olmayacağı soruluyor. Verilen yanıtı merak mı ettiniz? İşte yanıtı…

Milli Saraylar Müdüriyeti’nin cevabı…  

Milli Saraylar Müdüriyeti’nin arsa üzerine bina yapılıp yapılmayacağına dair verdiği cevapta ise, iznin çıkmadığını okuyoruz. Arsa, Saray merbutatından olduğu için bina yapımı uygun görülmemiş.

Tramvaya köpek ve tavukla binmek yasak

Geçmiş yılların gözde ulaşım araçlarından olan tramvaylar da yapılması yasak olan şeyleri biliyor muydunuz? İşte yanıtı; Tramvayda tükürmek, sigara içmek, kapıları açık bırakmak, köpek veya tavukla binmek yasaktı. Ayrıca yolcuların yol ücretini bozuk para ile ödemesi de mecburiydi.

İstanbul’da toplu taşıma – 1958 

Yukarıdaki kare, 1958 yılında İstanbul kentiçi toplu taşıma planını resmediyor. Fotoğrafta, tramvay ve otobüs hatlarını görebilirsiniz.

Adalar – Yalova seferleri – 1938 

1938 – 1939 tarihli Adalar – Kadıköy – Anadolu – Yalova seferlerinin yazılı olduğu bu broşür, kelimenin tam anlamıyla tarih kokuyor.

Köprü geçiş ücreti 100 lira 

Fotoğrafta, geçmiş yılların İstanbul’unda Boğaziçi Köprüsü’nden geçmek için bir dönem 100 lira geçiş ücreti alındığını görüyoruz.

Tramvay bileti üzerindeki güzergaha dikkat 

Fotoğrafta, eskilerden bir tramvay biletini görüyorsunuz. Ancak biletteki tramvay güzergahına dikkat etmenizde fayda var. O yıllarda Edirnekapı’dan Bebek’e kadar tramvay ulaşımı sağlanıyormuş.

1909’daki metro projesi 

1909 tarihli bu belgede ise, Taksim – Beyazıt arası için önerilmiş metro hattı projesini görüyoruz. Söz konusu hatta duraklar da şöyle; Taksim, Galatasaray, Tünel, Karaköy, Yeni Cami, Sirkeci, Babıali ve Beyazıt.

Yeşilköy Havalimanı’na dair

Yeşilköy Havalimanı’nın Yeni Terminal Binası 1. Ünite Açılışı’nı gösteren belge.

Kaynak : Şebnem BER/Emlakkulisi.com

Referans Mizanı

“Yazmak
için, yazıyor olmak için harcanan onca emekten sonra her şeyin sadece aldığın bir nefesi yorumlamak için olduğunu fark ettiğinde bir tuhaf hissediyorsun.
Anlamını bilmediğin hatta bilsen bile hiç kullanmadığın kelimelerden cümleler kurma çabası komik geliyor daha bir tuhaf oluyorsun.”

İşte verilen bir
nefes.

Bugün Gebze’ de yeni işe başlayan arkadaşıma yardım için üçüncü günümü harcadım. Ne kadar faydalı olduğumu bilemiyorum ama yanında olarak bile kendini güvende hissetmesinden mutluyum. Çağdaş ve feminist hemcinslerine her ne
kadar saygı duysam da arkadaşımın bana ihtiyaç duyduğunu söylemesi beni mutlu etti. Kendi işimi kurmak üzerine gelişen düşüncelerimin ve geleceğe dair umutlarımın güçlenmesine, yeşermesine daha bir inanır oldum.

Bazen birine gösterilen yardım çabası insanın kendisine daha büyük bir yardım olarak geri dönüyor. Yaşamımın hiç bir döneminde yardım et yardım bul karmasına inanmadım ama etrafımdakilere yardımcı olmaktan da kendimi hiç alıkoyamadım.
Belki annemin, anneannemin ya da diğer akrabalarımın söylemlerinden yola çıkarak hep efendi olan, büyüyünce de büyük adam olacak çocuk olduğum için böyleyim belki. İçten içe her geçen gün daha bir hırslı oluyorum ama hırslarımın kurbanı olup bencilce davranmayacak kadar da tevazu göstere bildiğime inanıyorum. Genelde insanların kendileri hakkında bu tarz yorumlarını okumaktan sıkılırım ve çokta samimiyetsiz bulurum. Bu da diğer bir gerçek ama bugün nefesimi yazmak istedim. O yüzden saçmalayıp anlamsızlaşsam bile yazmak istiyorum.

Son günler de
etrafındakilere iyilikler, geleceğe dair umutlar sunan bir kişiliğe büründüm.

Bugünlerde aşk üzerine yazdığım kısa kısa onca yazıdan ve cümleden sonra yaşama dair de hoş hislerimi yazıya dökmek istiyorum. En kısa zamanda bunu yapacağım sanırım. Eskiden ağabeyime çok kızardım. Etrafındaki herkese benden
yada başkalarından duyduklarını öyle olduğu gibi anlatıp, sanki kendi yaşamış kendi okumuş yada görmüş gibi anlatmasına tahammül edemezdim. Her ne kadar ben yaşama dair düşüncelerimi kendi hislerime dayanarak ifade etsem de bugünlerde etrafımdakilere hep aynı şeyleri söylüyormuş hissine kapıldım. İçim bir tuhaf oluyor üzülüyorum sanki rol yapıyormuşum gibi geliyor. Yok yok ben kesinlikle bahar çocuğuyum. Bunu tekrar anlıyorum şimdi.

Ama şimdi yine uykum geldi.
Yorulmuşum.
Kafamın içinde hala referans mizanı dolaşıyor… Hoş, çok komik ben bu başlığı bir yerlerde görsem muhakkak okumak isterim. Ama ne bilsinler ki bugün aşk üzerine, geçip giden sevgililerin bir dokunuşuna saatlerce dil döken kişi öylece içinden geldiği gibi parça parça bunları yazmış.

En iyisi elimden geldiğince gurmelik yapıp yazımı okuyanlara bir faydam dokunsun. Hemen buracıkta yazıyorum şimdi.. Gebze’ ye giderken Arçelik fabrikasını geçince sağda Bp benzin istasyonu var onun arkasında hoş bir pastahane var. Yaklaşık olarak 12,5 yıl önce Gebze’de bilgisayar firmasında çalışırken keşfetmiştim. Çok kallavi bir mekan değil ama gidildiğinde de öyle insanı rahatsız edecek bir mekan hiç değil. Denenmesi gereken çok güzel ürünleri var. Her yerde bulamayacağız leziz poğaçaları ve börekleri var. Her ne kadar ben denememiş olsam güzel pasta ve kek çeşitleri de mevcut. İstanbul’dan çıkıp tatile arabalı vapur keyfi yaparak gidenler muhakkak uğrayıp bir şeyler tatmalı.
Belki yazın ağır gelir diye düşünebilirsiniz o zaman da kışın Uludağ’a kayağa giden arkadaşlarımızın uğramasını tavsiye ederim. “Selin sen mutlaka gitmeli, döndüğünde de Fulya ve Eray’ a anlatmalısın. Hani Uludağ’da içtiğin sıcak şarabı bana anlattığın gibi. 🙂 ”

Hani tatil dönüşü çok bildik bir mekan olsa da Tuzla’ ya şöyle bir uğrayıp Filizler Köfte’ de şöyle afiyetle bir köfte yeyip üzerine Beko’nun çift cezveli kahve makinesinde yapılan Kurukahveci Mehmet Efendi’ nin kahvelerinden iki fincan içmeli insan. Tamam köfteleri afiyetle yenilmeyebilir ama mekanın yıllardır gidiyor olmama karşın hoş bir sıcaklığı
var. Ayrıca daha önce gittiğim için söyleyebilirim Tuzla’ da köfte yenmek istiyorsa Esentepe Köftecisi tercih edilmeli..
Unutmadan Filizler Köfte’ de kahveyi orta şekerli söyleyin, şekerli olunca hakikaten şekerli oluyor. Öptüğüm
en güzel dudaklara taş çıkarırcasına hem de.

Anlaşılan bu gidişle gün geçtikçe kendim yol üstü lezzet durağı olacağım.