4chan nedir? 4chan kimin sitesi? 4chan nasıl kullanılır?

4chan nedir? 4chan kimin sitesi? 4chan.org neden kapandı? Selena Gomez ve Jennifer Lawrance’in çıplak fotoğraflarını yayınlayan 4chan sitesinin hem Twitter hemde internet sitesi kapatıldı. Kate Upton ve Jennifer Lawrance’in çıplak fotoğraflarının yayınlanmasının ardından dün gece Selena Gomez’inde çıplak fotoğrafları 4chan sitesinde yayınlandı. 4chan sitesi forum ağırlıklı bir site.

4chan-logo

4 Chan hakkında bilgi 02.09.2014 Dünyanını en ünlü oyuncu ve şarkıcılarının telefonlarını hackledikten sonra yayınlayan 4Chan sitesini herkes merak etmeye başladı. 4 Chan İngilizce bir site olup forum ağırlıklıdır. Sitenin yüzlerce gönüllü yazarı vardır. Ekşisözlük tarzında olan bu site pek çok gencin ilgi alanına girmektedir.

4chan nedir? 4chan kimin sitesi?  4chan.org neden kapandı? Selena Gomez ve Jennifer Lawrance’in çıplak fotoğraflarını yayınlayan 4chan sitesinin hem Twitter hemde internet sitesi kapatıldı. Kate Upton ve Jennifer Lawrance’in çıplak fotoğraflarının yayınlanmasının ardından dün gece Selena Gomez’inde çıplak fotoğrafları 4chan sitesinde yayınlandı. 4chan sitesi forum ağırlıklı bir site. 

4chan, İngilizce dilini kullanan resim tabanlı forumdur. Kullanıcılar genellikle anonimdir ve yeni gönderiler sayfada diğer gönderilerin üstünde yer almaktadır. 4chan, kendi içeriği ve kuralları olan çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Kayıt olmak gerekli olmamakla beraber mümkün de değildir. (Çalışanları hariç.)

 

1 Ekim 2003’de faaliyete başlayan ve Japon resim tabanlı forumları örnek alınarak hazırlanan site, ilk başlarda manga ve anime resimlerinin paylaşıldığı ve tartışmalarının sürdürüldüğü bir platform olarak hizmet veriyordu. Kısa sürede popüler olan ve yayılan site, içeriğinde hala bolca otaku, anime ve diğer Japon kültürü etkilerini barındırmaktadır.

 

Sitenin İnternet altkültürü ve aktivizm ile ilişkisi bulunmaktadır. Bunun en kayda değer örneği Project Chanology’dir. 4chan kullanıcıları lolcatler, Rickrolling, “Chocolate Rain”, Pedobear ve diğer pek çok internet memelerinin yaratımında veya popüler olmasında önemli rol oynamıştır. Sitenin “Random” (Rastgele) bölümü, diğer adıyla “/b/“, sitenin ilk oluşturulan ve en çok ziyaret edilen bölümüdür.[1][2] Adından da anlaşılacağı üzere Random bölümü, yiklenen içerik konusunda en az kuralın yer aldığı bölümdür. Gawker bu durumu “/b/‘yi okumak beyninizi eritecektir.” diyerek esprili bir şekilde açıklamıştır.[3] Sitenin anonim topluluğu ve kültürü sıklıkla medyanın dikkatini çekmektedir. Medya planlamacıları için bu girişim, “yaratıcılığın her yerde bulunduğunun ve yeni medyanın reklam ajansları için daha az erişilebilir olduğunun kanıtıdır.”[4]

 

4chan, şaka amacıyla internet sitelerine saldırı konusunda bir araç olarak da kullanılmaktadır. Aranılan sayfa yerine Rick Astley’nin resimlerinin gösterilmesi; internet kullanıcılarına ve internet sitelerine karşı koordineli saldırılar düzenlenmesi; şiddet konulu girdilere gösterilen tepkilerin sitede yayımlanması bu duruma örnektir. The Guardian, 4chan topluluğunu “çılgınca, çocukça… zekice, saçma ve endişe verici” olarak tanımlamıştır.

 Zoe Quinn olayını takip ediyor musunuz? Öncesindeki Anita Sarkeesian olaylarından haberiniz var mı? Peki dün gece gerçekleşen ve adı “the fappening” koyulan, pek çok ünlünün iCloud hesabından hacklenmek suretiyle internete yayılan çıplak fotoğraflarını gördünüz mü? Olayları birebir bilmiyorsanız çok önemli değil. Her birini detayıyla anlatacak kadar benzinim var depoda. Şimdilik bilmeniz gereken tek şey şu, üçünün de çıkış noktası aynı: 4chan.

Pajiba diye bir site var, bilmiyorum takip ediyor musunuz? Benim internette en sevdiğim sitelerden biri. Magazin / sinema kültürüyle ilgili tatlı bir blog. Takriben 7-8 tane yazarı var, her birinin kalemi kuvvetli ve Miley Cyrus’ın zıpçıktılıklarından detaylı film eleştirilerine kadar pek çok şeyle ilgili güzel yazılar yayınlıyorlar. Geçenlerde Zoe Quinn olayıyla patlayan “Gamer kimliği” ve bunu canhıraş, iğrenç, agresif bir şekilde savunmanın nedeni mevzusuyla ilgili bir makale bastılar. Makaleyi şurada okuyabilirsiniz.

 

Makale Zoe Quinn’e ve Anita Sarkeesian’a yapılan muamelenin gamer kültürüne değil, nerd/geek kültürüne ait olduğunu ve bu tip insanların bu konularda fazlaca saygısız ve vahşi olabildiğini söylüyor; bu şekil davrananlara set çekilmesi gerekliliğini savunuyordu. Peki kim bunlar, neden o makale kaleme alındı, mesele nedir?

 

4Chan

 

Zoe Quinn, bir oyun yapımcısı ve bir kadın. Kendisinin Depression Quest isimli bir oyunu var. Yakın zamanda eski sevgilisi internete detaylı bir rapor yayınladı. Bu raporda Quinn’in kendisine ne derece yalanlar söylediği, kendisini kaç kere aldattığı ve benzer şeyler yazıyordu. Quinn’in o sevgilisini Kotaku yazarı Nathan Grayson ile aldattığı ortaya çıktı, sonrasında da Quinn oyununun iyi tepkiler alması için oyun basınından kişilerle yatmakla suçlandı.

 

Kotaku olayı araştırdı, Grayson’ın Quinn ile ilgili yazdığı tek yazının ikilinin ilişkisi başlamadan önce vuku bulduğu anlaşıldı. Başka da bir ilişkinin gerçekleştiğine dair ortada bir delil yoktu. Ama Quinn internet üzerinden, özellikle de 4chan’ın v ve b boardlarından gelen pek çok ölüm, tecavüz ve şiddet tehditlerine maruz kaldı. Kendisiyle ilgili iğrenç photoshop’lar yapıldı, bizzat adresine tehditler gönderildi, kişisel alanı işgal edildi.

 

Anita Sarkeesian da bir öğretim görevlisi. Kendisi pop kültürde feminizim başlığı altında ders vermekte. Bir Kickstarter kampanyası başlatıp oyunlarda kadınların yeriyle alakalı bir video serisi çekmeye girişti. Serinin ilk bölümünden itibaren kendisine ağır tepkiler geldi. İnternette “Anita Sarkeesian’ı öldüresiye döv” oyunları yapıldı, yine bir kadına tecavüz, ölüm ve şiddet tehditleri gitti. Bu tehditler öyle bir seviyeye vardı ki polis Sarkeesian’ın evini terk etmesi yönünde telkinde bulundu.

 

Pajiba da bunlar hakkında yazıp, “lanet olsun bu nerd kültürüne” şeklinde özetlenebilecek bir sinir yansıtmıştı makaleye. Eğer yazıda yeterince aşağıya scrollarsanız, benim de yorumumu göreceksiniz. Ben o yorumda Türkiye’de bir geek/nerd kültürü sitesinden sorumlu olduğumu, pek çok arkadaşımın nerd/geek olarak tanımlanacak insanlar olduğunu söyledim. Tanıdığım hemen herkesin Anita Sarkeesian’dan en çok hafif nem kapıyor vaziyette olduğunu; hiçbir zaman internetten tehdit yollayacak noktaya gelecek bir öfkte beslemediğini belirttim. Bildiğim tüm nerd ve geek’ler hayatındaki kadınlara saygıyla davranıyor ve kendileri de bir öteki olduğundan, toplumun diğer ötekileri (kadınlar, LGBT, etnik azınlıklar, dini azınlıklar, hayvanlar vb.) ile empati kuruyorlardı.

 

Ben orada yazarın bahsettiği anonim linç ve sözlü şiddet mantığının nerd kültürü ile alakası olmadığını söylemeye çalışıyordum. Yazarın “yeter artık” dediği, haklı olarak nefretini kustuğu şey nerd kültürü değildi. 4chan kültürüydü.

 

Bu da bizi bugüne getiriyor. Aralarında Jennifer Lawrence, Kate Upton, Brie Larson, Krysten Ritter ve Kristen Dunst’ın da olduğu onlarca ünlü kadının çıplak fotoğrafları dün 4chan üzerinden internete yayıldı. Dün gece kendimi fotoğraflara bakarken buldum. Hemen hemen hepsine bakmışımdır herhalde. Bunu niye yaptığımı bilmiyorum, sorsanız açıklayamam. Ama sonrasında gece uyurken içimi inanılmaz bir utanç ve iğrenme kapsadığını biliyorum. Bunun sebebinin de farkındayım.

 

Bu baktığım şeyler Kim Kardashian’ın seks kasedi gibi “ün arttırıcı” olarak tasarlanmış şeyler değil. Kanye West’in takım taklavat resmi gibi yanlışlıkla Twitter’dan DM yerine açık tweet olarak gönderilmiş bir hata da değil. Bu fotoğraflar insanların kendileri ya da sevgilileri için çektiği, ve hiçbir zaman hiçbir yere gönderilmemiş, iCloud hesabından hacklenerek, müdahale edilerek, işgal edilinerek çalınmış şeyler. Bu bir özel alan işgali. Bu bir hak işgali. Bu bir haneye tecavüz.

 

Bu 4chan’ın ilk vukuatı değil.

 

4chan’dan ve temsil ettiği her şeyden katmerli katmerli tiksinerek uyandım bu sabah. Çok zor bir şey değil böyle hissetmek. Şu insanlardan herhangi birinin yerine koyun kendinizi. Kariyerinizde çıplak roller almamak / çıplak poz vermemek gibi meselelerde ince eleyip sık dokumuşsunuz. Belli ki kariyerinizin siz soyunursanız nasıl bir şekil alacağından endişelisiniz. Sevgiliniz ya da kendiniz için seksi bir resim çekiyorsunuz. Yanlışlık yok, hata yok. Sadece iCloud’a yükleniyor fotoğraflar. Ve birisi oradan çekip, sizin izniniz olmadan, rızanız olmadan, internete koyuyor. Ortada sizden intikam almak isteyen bir eski sevgili bile yok. Sadece bunu anonim olduğu için yapabileceğini ve ceza almadan sıyrılabileceğini bilen bir adamın ergenliği yüzünden canınız yanıyor.

 

Ya lütfen düşünün, lütfen empati yapın. Bunu o insanların annesi, babası görecek. O insanlar sokağa çıktığında o fotoğrafları görmüş insanların yanından geçecekler. Ve bazıları gerçekten çok şahsi, çok özel, çok mahrem bu fotoğrafların. Kimseye gönderilmek istenmediği çok açık. Ama şimdi, dünyada onlara bakıp keyif alan milyarlar var. Bu adil mi? Bu doğru mu? Hakkaniyetli mi bu?

 

Peki bir kadının evini terk etmek zorunda kalması? Başka bir kadının sonsuza kadar, sırf paşamlar kendilerini “biz eziktik, siz bizi reddediyordunuz, şimdi biz sizi kulübümüze almıyoruz” mantığı yüzünden “İyi puan için seks veriyor” damgası yiyecek olması? Bu insanlar sadece internette sizin anonim linç kulübünüzün merceğinde yaşamıyorlar. Bu kadınların, bu insanların gerçek bir hayatı var. Ve sizin anonim maskesinin arkasına saklanıp attığınız taşlar o insanları gerçek hayatta vuruyor.

 

Ya sıçayım sizin kulübünüze. Bunu hiç “dışarıdan” bir adam olarak değil, gayet 4chan’in yukarıda belirttiğim mantığının içinden bir adam olarak söylüyorum. Çocukluk hayatımın çoğunu şişman / gözlüklü olduğum, devamlı kitap okuduğum ya da bilgisayar oynadığım için eziklenerek geçirdim. Lise hayatım da benzer sebeplerden dolayı kızlardan ret yiyerek geçti. Ama şu mantık beni tiksindiriyor. “Normal” insanların yıllardır kendilerini çepere ittiği, ezdiği, kendini değersiz hissettirdiği insanlar şimdi tüm bunların acısını çıkarmak istiyorlar.

 

zoechair

 

Zoe Quinn seks yapabiliyor olmasını (yani kadın oluşunu, onlara göre) kullanarak kendilerine ait olan ayrıcalıkları (mesela oyun yapmak) elde ediyor. Anita Sarkeesian onlara gelip, onlar tüm hayatları boyunca beyaz bir nerd erkek olarak güçsüz hissetmişken, toplumun en şamar oğlanı kendisiymiş gibi hissetmişken; “Kusura bakmayın ama kaçış yaptığınız oyunlardaki davranışınızın da delili olduğu gibi, kadınlar toplumda daha çok eziliyor, şamar yiyorlar” deme cüretini gösteriyor. Jennifer Lawrence? Kate Upton? Onlar zaten lisede onlarla beraber olması gerekirken “piç çocuklarla” çıkan hain kadınlar; bir ünlü olarak da vücutlarını bizim tahrik kapasitelerimize açmak zorundalar.

 

Bu 4chan kültürü. Nerd kültürü böyle bir şey değil. Nerd dediğin adam bir kadını ancak o kadınla “Marvel mı DC mi” diye tartışıyorlarsa kırar, onda da “Abi saçmalama Flashpoint diyorum okuman yazman yok mu senin?” gibi bir cümleyle gelir o kırgınlık, “Sana birisinin sağlam bir tecavüz etmesi lazım” gibi bir şeyle değil. Nerd/geek adam kendi kimliğinin farkındadır. Kendisini bir kenara bırakmaz. Anonim bir maske altına saklanıp insanlara saldırma gereği duymaz. Neyse odur, halinden memnundur. Olması gereken de budur zaten.

 

Ben bunu o yorumda da yazmıştım, şimdi de söylüyorum. Bu siteye gelip de nerd / geek olmaktan gurur duymayanınız var mı? Ben duyuyorum, duymasan Geekyapar diye bir sitenin yazı işleri müdürü olmazdım zaten. Ben odamda Bastion, BioShock posterleri olmasından memnunum. Ben şu an duvar kağıdımın Tenten olmasından utanmıyorum. Dilerse tillahı gelip benim alanımı “işgal” etsin, benim umurumda değil. Kadınlar da gamer olsunlar. Eskiden bizi reddeden insanlar gelip bizim kaçışımızı yaptığımız şeylerden ekmek yesinler? Bana ne?

 

4chan’a göre bunların hepsi düşman. Onlar anonimlik altında, bunu yapıp sıyrılabileceklerini bildikleri için bir linç kültürü geliştirdiler yıllarca. Cinsel ve sözlü taciz onların bir numaralı silahı oldu. Kimi sevmedilerse saldırdılar. Bu son fotoğraf sızdırması da bunun en son darbelerinden biri. O fotoğraflar onların “hakları” ya, o insanların hayatları önemsiz ya? Tek tek hacklediler, her birini sızdırdılar. Sonuçta önemli değil. Onlara çok çektirilmişti vaktiyle. Onların bunları yapmaya hakkı vardı.

 

İşte ben de çizgiyi burada çekiyorum ve diyorum ki, yok. 4chan internetin en iğrenç sitesi. Dünyanın en iğrenç kitlesini yarattı ve yönlendirdi. Merhaba. Ben Yiğitcan. 4 yaşımda ilk Game Brick’imi aldığımdan beri kendimi gamer, ilk çizgi romanımı okuyup heyecanla arkadaşlarıma anlattığım 5 yaşımdan beri de kendimi geek olarak tanımlıyorum.

 

Ve 4chan’dan tiksinmemin doruklarındayım.

 

Katılır mısınız bana?

Kaynak:geekyapar.com

22 Ağustos 2011: İnternet Ölüyor mu?

MAYIS 4, 2011

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nca (BTK) hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK’nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK tarafından belirlenecek. Bu uygulama dünyada Çin, Küba, İran gibi internetin “tutuklu” olduğu ülkelerde kullanılıyor.

Hazırlayan: Sercan Tezcanoğlu  Geçtiğimiz günlerde basının gündemine gelen “yasaklı kelimeler listesi” büyük tepki almıştı. Ancak bu yasaklı kelimeler listesinin buzdağının görünen kısmı olduğu çok geçmeden ortaya çıktı.

İnternet Ölüyor

İnternet Ölüyor

Dayanağı nedir?

5809 sayılı Kanunun 4’üncü 6’ncı ve 50’inci maddeleri ile 28.07.2010 tarihli ve 27655 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi hükümleri kapsamında, BTK tarafından hazırlanan “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” 22 Şubat 2011 tarihinde 2011/DK-10/91 no’lu karar ile onaylanarak, “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe girmesine karar verildi.

22 Ağustos’ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu “BTK” tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.

“Ben giriyorum, siz de girin”den “Ben de giremiyorum artık”a…

Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan “Websense” filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.

Git gide uçsuz bucaksız bir dünya olma yolunda ilerleyen interneti “güvenli internet” sloganının arkasına sığınarak “terbiye edilmiş internet“e dönüştürecek bu uygulamanın dünyada sınırlı sayıda örneği var. Bu örneklerde Çin, Küba,İran gibi internetin sıkı bir sansür altında tutulduğu ülkelerle sınırlı.

Bu uygulamayla ilgili olarak Yeni Medya Düzeni için bir makale yazan Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Mutlu Binark, 22 Ağustos’ta uygulamaya girecek bu esaslara karşı durulması gerektiğini belirtmişti.

Binark bu görüşüne destek olarak bu sistemin internet kullanıcılarını sınıflandırdığını ve bu esaslarla “internetteki zararlı içerikten korunma” adı altında internetin sınırlandırıldığını ifade etti.

Bu tür filtreler şu anda da var

Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK’nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.

Binark, “Bu usul ve esasların arkasındaki zihin örüntüsünün kendi yurttaşını birey olarak görmediğini, onun adına eylemeye muktedir olarak sadece kendini ve kendinin mutlak otoritesini ve bu mutlak otoritenin doğruluğunu gördüğünü belirtmek gerekir. Bu anlamda burada herşeyi bilen muktedir özne BTK ve muteber vatandaşlar da İnternet erişim özgürlükleri ile İnternet ortamında seçme haklarının “onların iyilikleri adına” ellerinden alınmasına rıza gösterenlerden oluşmakta. Devlet eliyle, filtreleme uygulamasının topyekünleştirilmesine ve zorunlu kılınmasına yol açacak bu uygulamanın benzer örnekleri ancak Çin Halk Cumhuriyeti, Küba, İran, Tayland gibi yurttaşlarının siberuzama erişimini sınırlandıran ve engelleyen ülkelerden verilebilir” diyerek uygulamanın zararlarına dikkat çekti.

TWITTER’DA 22 AĞUSTOS DEPREMİ… SERDAR KUZULOĞLU İNTERNETİN ÖLÜM TARİHİ İÇİN NE DİYOR? TIKLAYIN

Binark, “Bu internet filtresi uygulamasıyla, birey korumacı ve kollamacı bu muhafazakar ideoloji tarafından pasifize edilmekte, zihni “tek doğru, tek renk, tek söylem” çağrısına uymaya, sağduyuya davet edilmektedir. Bu nedenle, Ağustos 2011’den itibaren İnternet ortamına erişimde aklını kullanmaya muktedir bireyin akıl ve irade özgürlüğünü elinden alan bu usul ve esaslara karşı durmak, yürürlüğe girmesine itiraz etmek gereklidir” diye de yazdı.

Türkiye’de internet nereye gidiyor?

BM desteğiyle Freedom House tarafından Nisan 2011 de yayınlanan İnternette Özgürlük Raporu’na göre, Türkiye’nin “kötü puan’ını 42′den 45′e yükselterek” internete erişim özgürlükleri konusunda  geriye doğru gitmeyi sürdürüyor.

Bu uygulamayla BTK, kimin hangi siteye girebileceğine, hangi blogu okuyabileceğine, hangi tartışma grubuna katılabileceğine kendi kendine karar vermiş olacak. İstediği herhangi bir siteyi, sayfayı kara listeye alarak sizin ulaşmanızı engelleyebilecek. Böyle Türkiye’nin İnternette Özgürlük Raporu’nda kendini İran ve Çin‘in arasında bulması sandığınız kadar uzak bir gelişme değil.

Standart paket sansürsüz değil mi?

En özgür gibi görünen Standart paket de bir filtre paketi ve BTK tarafından belirlenen erişim engellerine ve kara listelere tabi. Yani YouTube kapalıyken önceden DNS ile girebiliyordu. Ancak bu paket altında erişimi engellenmişYouTube‘a girmek mümkün olmayacak.

Dava açıldı

IPS İletişim Vakfı-Bianet, 13 Nisan 2011 tarihinde  “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’a iptal davası açtı.  Vakıf, Danıştay’a yaptığı başvuruda BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığını belirtti. Vakıf adına başvuruda bulunan avukat Ayşe Altıparmak, BTK’nın keyfi bir şekilde yasaklı siteler listesi hazırlayabileceğini, çocukları zararlı içerikten korumak için ebeveynlerin yerine devlet eliyle karar verilmesinin doğru bir uygulama olmadığını belirterek, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler ev ve okul bilgisayarları ile internetkafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır” açıklamasında bulunmuştu.

BTK’dan ses yok

Twitter‘da ve internette kıyametler koparken filtrelerin mucidi BTK’dan herhangi bir açıklama gelmedi.

22 Ağustos Twitter‘da dünya trendi oldu

Haberin CNNTurk.com’da yayımlanmasının ardından Twitter‘da büyük bir hareketlilik başladı. 22 Ağustos Türkiye’de trend olarak listeye girerken konuyla ilgili tweet yağdı. Hızla artan tweetlerle birlikte 22 Ağustos dünyada da 1 numaralı trend oldu.

 

Facebook ve Twitter Kullanıcıları Dikkat!

Facebook ve Twitter Kullanıcıları Dikkat!     

Bir yanda Gezi Parkı eylemleri süresince sosyal medyada yapılan milyonlarca paylaşım Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından incelemeye alınırken, bir yanda da İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere birçok ilde yüzlerce kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar serbest bırakılmakla birlikte İçişleri Bakanı Muammer Güler, “Burada halkı tahrik eden, bir manipülasyonla yalan haberlerle halkı kışkırtmaya, hatta toplumsal olaylara, mal ve can emniyetini sıkıntıya sokacak, bozacak eylemlere yönlendiren elbette gerek Twitter olsun gerek Facebook olsun ve gerek sosyal medyanın diğer enstrümanlarını kullanarak bunları yönlendirenlerle ilgili çalışmamız var” dedi.

Güler, ayrıca sosyal medya düzenlemesiyle ilgili bir de yasal çalışma yapacaklarını duyurdu.

Peki ama sosyal medyada hangi tür paylaşımlar mevcut yasalar çerçevesinde suç kapsamında değerlendirilebilir? Ceza almamak için sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmek gerekir?

Türkiye’de temsilciliği olmayan Twitter ve Facebook, suçlu olduğu iddia edilen kişinin IP adresini vermek zorunda mıdır? Vermezse ne olur? İşte bu soruları ABD Columbus, Ohio Adliyesi’nde hukuki uyuşmazlıkların çözümü konusunda arabuluculuk yapan ve sosyal medya aracılığıyla işlenen suçlar konusunda uzmanlığı olan Avukat Gizem Tan’a sorduk:

– Mevcut yasalara göre Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde hangi mesajlar ya da paylaşımlar ceza kapsamına giriyor?

GİZEM TAN: Birincisi; Hakaret ve Tehdit Suçu. Hakaret suçu Türk Ceza Kanununun (TCK)125. Maddesinde “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak.”

Tehdit suçu ise TCK’nun 106. Maddesinde “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmek” biçiminde düzenlenmektedir.

Twitter, Facebook gibi sosyal ağlarla işlenen hakaret ve tehdit suçları da, tipik fiilde belirtilen unsurları taşıdıkları sürece, bu hükümlere göre cezalandırılacaktır.

– Peki, ama kişi tehdit suçunu kendini tanınmayacak bir şekilde işlerse, örneğin sahte bir hesap üzerinden bunu yaparsa ne olur?

TAN: Fail tehdit suçunu sosyal medya üzerinden kendini tanınmayacak şekilde işlerse, isimle bir Facebook ya da Twitter hesabı açarak bir kişiyi ölümle tehdit ederse, failin cezası TCK m. 106/2(b)’deki “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle…” düzenlemesi nedeniyle, ağırlaştırılacaktır.

BAŞKASININ TELEFONUNU, FOTOSUNU PAYLAŞMAYIN!

– Birincisi ‘Hakaret ve Tehdit’ dediniz. Diğerleri neler?

TAN: 
2. Kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi ve yayılması. TCK m. 135 “Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır”, TCK m. 136 ise “Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükümlerini ihtiva etmektedir.

– Bunu biraz açar mısınız?

TAN: Sosyal paylaşım sitelerinde kişilerin isim, kimlik bilgileri, cep telefonu numaraları, fotoğrafları gibi kişisel verilerinin rızaları dışında kaydedilmesi veya yayılması, bu suçlara örnektir.

Kişiler, Facebook, Twitter vb. herkesin görebileceği sosyal ağlarda fotoğraf veya saklamaya gerek duymadıkları kişisel bilgilerini yayınladıklarından, bunların kaydedilmesi TCK m. 135 anlamında suç oluşturmayacaktır.

Ancak, kendi rızasıyla fotoğraflarını veya kişisel bilgilerini paylasan kişilerin bu rızası, söz konusu kişisel verilerin yayılmasını kapsamadığından, kaydedilen bu fotoğraf ve bilgilerin, veri sahibinin rızası dışında paylaşılması TCK m. 136 anlamında “kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması” suçuna vücut verecektir.

Bu anlamda, bir diğer suç şekli ise sosyal ağlarda başkasının adına hesap açmak fiilidir.

Facebook, Twitter gibi internet sitelerinde, başkalarının adına hesap açıldığı herkese bilinmektedir. Eğer bir kimse, başka bir kişinin ayırt edici bilgileriyle veya fotoğrafını kullanarak, o kişi adına bir hesap acarsa; bu fiil kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması olacak ve fail, TCK m. 136 dolayısıyla sorumlu olacaktır.

– Üçüncü bir suç var mı?

TAN: Altıya kadar var. Üçüncüsü Özel Hayatın Gizliliği İhlali. TCK’nin 134. maddesi uyarınca, “Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır… Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Sosyal medya ortamında kişilerin özel hayatın gizliliği ihlal edilirse, bir kimseye ait özel görüşmeler yayınlanır yahut o kimsenin özel hayatına ilişkin özel bilgiler paylaşılırsa, fail TCK m. 134/1 uyarınca sorumlu olacaktır.

Dördüncü Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali. TCK’nin 132. Maddesine göre, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesini ve haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak, yani tarafların rızası dışında ifşa edilmesi suç olarak tanımlanmıştır.

Bir kimsenin sosyal ağ hesabına giren failin, o kimsenin hesabından başkalarına mesaj göndermesi durumunda fail, hesabına giriş yaptığı mağdurun hesabında bulunan ve başkalarıyla yaptığı görüşmeleri içeren mesajları başka bir yere gönderir veya paylaşırsa, TCK m. 132’den dolayı sorumlu tutulacaktır.

TCK’nin 132. Maddesi hükmü, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğinin diğer tarafın rızası olmaksızın ifşa edilmesini de suç olarak düzenlemiştir. O halde, yalnızca karşı tarafın üçüncü kişilerle yapmış olduğu görüşmelerin değil, bizatihi fail ile yaptığı görüşmelerin yayılması da suçtur.

Yani, sosyal ağ hesabından bir kimseyle mesajlaşan fail, eğer bu mesaj içeriklerini karşı tarafın rızası olmaksızın yayınlar ya da paylaşırsa, bu durumda TCK m. 132/3 dolayısıyla cezalandırılacaktır.

CİNSEL İÇERİKLİ SÖZLER…

Beşinci Cinsel Taciz (TCK, madde 105) Sosyal medyada sık görülen suçlardan birisi de cinsel tacizdir. Sucu düzenleyen TCK m. 105, cinsel taciz suçu için mağduru “cinsel amaçlı olarak taciz etmek” davranışını suç için yeterli görmüştür.

Bu itibarla, sosyal ağ üzerinden, bir kimseye karşı cinsel içerikli sözler söylemek veya bu amaçla görseller paylaşmak gibi fiiller, TCK m. 105 bağlamında cinsel taciz suçunu oluşturacaktır.

Altıncısı Müstehcenlik ya da Çocuk Pornografisi (TCK madde 226) TCK 226. maddesi, gerek çocukları müstehcen görüntü¨, ses ya da yazıya maruz bırakmayı, gerekse de müstehcen görüntü, ses ya da yazı içeren ürünlerde çocukları kullanmayı suç olarak tanımlamıştır.

Müstehcenlik, daha çok bilinen adıyla ‘çocuk pornografisi’; bütün dünyada üzerine gidilen ve devletlerin suçlulukla mücadele başlıklarının en üstünde bulunan bir suçtur.

Sosyal medya da bu suçun sıkça işlendiği alanlardandır. Sosyal ağlarda çocuklarla iletişime geçen yetişkinlerin, çocuklara müstehcen görüntüler göstermeleri ya da çocukları müstehcen ses veya yazılara maruz bırakmaları durumunda, bu suç meydana gelecektir.

CEZA ALMAMAK İÇİN…. 

– Özetlemek gerekirse, mesajların suç olmaması veya ceza kapsamına girmemesi için nelere dikkat etmek gerekir?


TAN: 
Facebook ya da twitter gibi sosyal ağ kullanıcılarının yukarıda belirtilen suçları teşkil etmeyecek tarzda ve ‘nefret söylemi, başkalarının haklarına müdahale ve şiddet’ bağı olmayacak şekilde’ mesaj atmaları gerekir.

Bu kadar suç ve ceza sıraladınız. Ama Başta İçişleri Bakanı Muammer Güler olmak üzere, hala sosyal medyayla ilgili yeni yasal düzenlemelerden söz ediliyor…

TAN: Türkiye’de Facebook ve Twitter suçlarının artmasından dolayı, bilişim suçlarının tespitinde Türk Polisi ve Savcılık da faili bulmak adına teknik ekipmanlarını güçlendirmeye başlamış, IP adresinin tespitinin ya da temininin mümkün olmadığı durumlarda, failin internet trafiğini yan delillerle izlemesi de mümkün olmaktadır.

Türkiye’de internet yoluyla işlenen suçlar ve cezalar konusunda Türk Ceza kanunu dışında 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun vardır.

Ancak bu kanunlarda, sosyal medya suçları için özel düzenlemelere gidilmesi gerekmektedir ve bazı kavramların açığa çıkması gerekir.

Kanuna aykırı delil elde edilmesi, uluslararası alanda yapılacak IP tespiti ya da başka delil elde etme yolları için düzenlenen yasa ve yönetmeliklerle getirilen uluslararası adli istinabe gibi kurumların mahkemelerce veya savcılıklarca bilinmemesi yahut doğru bir biçimde uygulanmaması gibi sorunların ivedilikle yok edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca, nitelikli ve sayıca fazla teknik personel yetiştirilmesi, suçlulukla mücadele ve adli bilişim yöntemlerinin geliştirilmesi gerekir. Kanuna uygun delil toplanması konusunda kolluk kuvvetinin bilgilendirilmesi ve bilişim ihtisas mahkemelerinin kurulması tartışmaları gibi çözüm başlıkları halen güncelliğini ve aciliyetini korumaktadır.

Bu ihtiyaçların yanı sıra uluslararası istinabe ve yardımlaşmayı da hızlandıracak olan Avrupa Siber Suç Sözleşmesinin Türkiye’de bir an evvel yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Türkiye’nin 2010 ‘da bu sözleşmeyi imzalamış olması yeterli değildir, gerekli altyapı oluşturulmalı ve yasal düzenlemeler de yapılmalıdır.

Şu anda tartışılan: İfade Özgürlüğü kavramı ve sosyal medya kullanımının Türkiye’de yasal düzenlemelerle sınırlandırılması tartışmasına gelince: İfade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda geniş yorumlanması gerekir ve ifade özgürlüğü ancak ‘nefret söylemi, başkalarının haklarına müdahale ve şiddet’ bağı olması halinde sınırlandırılmalıdır; aksi durum internet kullanım hakkına ve demokrasi prensibine aykırı düşecektir.

TWİTTER IP ADRESİ VERMEZ İSE…. 

– İnternet ortamında kişilik hakları ihlal edilenler yani sosyal medyada mağdur olanlar ne yapmalı?

TAN: İnternet ortamında yapılan saldırılar sonucunda kişilik hakları ihlal edilenler, bunu yapanlar aleyhine cezai soruşturma ve kovuşturma için ilgili makamlara başvurabileceği gibi, şartlara göre tazminat davaları, sebepsiz zenginleşme davaları, vekaletsiz iş görme ve koruyucu davalar da açılabilecektir.

Maddi, manevi ve vekaletsiz iş görme davalarında görevli mahkeme, dava konusu miktarına göre belli olacaktır. Bunun dışındaki diğer bahsi geçen davalarda görevli mahkeme, asliye hukuk mahkemeleridir. Yetkili mahkemeler ise, davalının ya da davacının yerleşim yeri mahkemesi ya da haksız fiilin meydana geldiği yerdeki mahkemedir.

Yabancılık unsurunun bulunması durumunda, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yetki kuralları belirler. Failin yanı sıra belirli şartların varlığı halinde dava, internet erişim, servis ve yer sağlayıcıları aleyhine de açılabilecektir.

– Twitter ve Facebook’un Türkiye’de şubesi yok ama… 

TAN: Twitter ve Facebook suçları ile ilgili bir sorun bu. Bu iki şirketin Türkiye’de şubesi bulunmuyor. Bu nedenle Türkiye’deki Savcılığın, Adalet Bakanlığı kanalı ile Amerikan Savcılığı’na bir dilekçe ile başvurması ve Twitter’dan hesabın girildiği IP adresini istemesi gerekir.

Twitter, IP adresini verme gibi bir sorumluluğunun bulunmadığını iddia edebilir. Bu durumda, IP adresi tespit edilemediğinden Savcılık takipsizlik kararı verecektir.

– IP adresini bulmanın başka bir yolu yok mu?

TAN: Twitter sitesinde “Hizmet Şartları” başlığı altında şöyle bir düzenleme vardır: “Twitter’ın hizmet şartları ve twitter ile ilgili herhangi bir eylem, twitter kullanıcısının ikamet ettiği eyalet ya da ülkedeki yasal hükümlerin çakışmasına veya uygulanmasına bakılmaksızın, Kaliforniya Eyaleti’nin yasalarınca yönetilecektir.

Twitter Hizmetleri ile bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm iddialar, yasal süreçler ya da davalar, tamamen Kaliforniya, San Francisco Bölgesi’ne taşınacaktır ve Twitter kullanıcıları bu tür mahkemelerin yargı yetkisine ve yerine razı olur.”

Bu düzenlemeye istinaden, Türkiye’de Savcılığın IP adresini istemesi üzerine ve Twitter’ın IP adresini vermekten kaçınması durumunda, son çare olarak Amerika’da dava açmak ve Twitter’ı IP adresini vermeye zorlamak mümkün olacaktır.

– Twitter IP adresini verirse…

TAN: IP adresini vermesi durumunda ise, verilen IP adresi ile internet hesabına giriş yapan kişiye ulaşılır. İnternete giriş yapılan adres ve hesabın sahibi arasında bir bağlantının bulunması durumunda Türk Savcısı hukuki süreci başlatacaktır. Savcılığın, mahkemeye başvurması üzerine adli süreç başlamış olur.

Suçlunun delilleri yok etmesine engel olmak için suçlunun gıyabında ev ve işyerinde arama kararı çıkarılır. Aramaya ek olarak, ifade süreci ile bilirkişilerin internette inceleme süreci başlayacaktır.

Savcılığın yazılanları Avrupa İnsan Hakları çerçevesinde düşünce özgürlüğü olarak değerlendirmesi halinde dava süreci yaşanmadan takipsizlik kararı çıkacaktır. Düşünce özgürlüğü sayılmaması durumunda ise mahkeme süreci başlayacaktır.

Kaynak: Hürriyet

Sosyal medyada büyük kampanya: #YouCANTstopTurkishSuccess

Sosyal medyada büyük bir kampanya başlatıldı: #YouCANTstopTurkishSuccess (Turkiye’nin başarısını durduramazsınız)

İngiltere’nin başkenti Londra’da dünden beri G8 zirvesi protestoları sokakları karıştırdı. Londra polisi dün G8 zirvesi protestolarında gözaltına 57 kişinin alındığını ve bu kişilerin sorgularının devam ettiğini bildirdi. Polisin göstericilere sert tavrı dikkat çekiciydi. Ancak Amerikan CNN International, İngiliz Reuters ve BBC bu olayları canlı yayınlamadı.

Gezi Parkı için saatlerce canlı yayın yapan televizyonlara Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk’ün tepkisi sert oldu.

Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk twitter’da da #YouCANTstopTurkishSuccess (Turkiyenin başarısını durduramazsınız) kampanyası başlattı.

Öztürk, twitter’dan “Dünyaya sesimizi duyuyoruz, ülkemizi savunuyoruz. Lütfen bu etiketi yazin #YouCANTstopTurkishSuccess (Türkiye’nin başarısını durduramazsınız)” diye yazdı.


#YouCANTstopTurkishSuccess etiketiyle dünyayı sallayan kampanyaya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da destek verdi.

İŞTE TWITTER’DAKİ YORUMLAR…

– Londra’daki G8 protestolarında 57kişi gözaltına alındı,kimse ses çıkarmadı Taksime gelince bülbül gibi ötuyorlar #youcantstopturkishsuccess”

– #youcantstopturkishsuccess Avrupa ülkeleri ve ABD küçülürken biz %3 büyüdük. Bizi durdurmayacaksanız

– Türk medyası artık dünya gündemini belirliyor. AA gerekeni yapiyor. Varolun @bulent_arinc @kemalozturk2020 #youcantstopturkishsuccess

– Global medya kuruluşları artık açık oynuyorlar. Büyük Oyunu gözümüze sokarcasına tüm güçleriyle destekliyorlar. #youcantstopturkishsuccess

– Londra polisi göstericilere gerçek mermi kullandı,londra yanıyor ve yüzlerce yaralıvar #direnlondra #occupylondon #youcantstopturkishsuccess

– Londra’daki şiddeti görmeyen dünya medyası gözünü Türkiye’deki ağaçlara dikmiş… #YouCANTstopTurkishSuccess

– BBC’nin tüm muhabirleri Taksim’de olduğu için Londra’daki gösterileri veremiyor. #OccupyLondon #YouCANTstopTurkishSuccess

– Tarih boyunca binbir türlü entrikaya maruz kalan ve asla yılmayan,yıkılmayan Türkleri durduramazsınız #youcantstopturkishsuccess

– flaş flaş #occupylondon #YouCANTstopTurkishSuccess kemal kılıçdaroglu bi umut londraya hareket etti gostericilerın alınlarından öpüyor

– #YouCANTstopTurkishSuccess Biz Türkiye olarak, düşmemizi bekleyen leş kargalarına fırsat vermeyeceğiz

– #YouCantStopTurkishSuccessTürkiye’yi tefe koyup oynatan @CNN @Reuters ve @BBCNews Londra’daki gösterilere sessiz. #YouCantStopTurkishSuccess